Archives: 2016

eve_erkek_aliyor_mu_denetimi_yapan_sgk_tazminat_odeyecek_h60593_74676Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 25.01.2016 tarihli 2015/15529 Esas ve 2016/1047 Karar sayılı ilamında özetle; müştekinin 05.09.2015 günü 22.00 sıralarında ikametinin bahçesine park ettiği ve ertesi sabah 10.00 civarında yerinde olmadığını fark ettiği motosikletinin 07.09.2015 günü saat 22.40″ta devriye görevini yapan polisler tarafından sanığın kullanımında yakalandığı, sanığın aşamalardaki savunmasında motosikleti boş arazide çalışır vaziyette görüp gezmek için aldıklarını beyan etmesi karşısında; sanığın yakalandığı esnada motor üzerinde bulunan ve sanığın savunmasında motoru birlikte bulduklarını söylediği, yaş küçüklüğü nedeniyle haklarında soruşturma aşamasında tefrik kararı verilen çocuklar haklarında yürütülen soruşturma dosyasının akibeti araştırılarak dosyanın onaylı bir örneğinin getirtilmesi ile o dosyaya yansıyan delillerin ve suça sürüklenen çocukların savunmaları birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekir. Müştekinin motosikletini 05.09.2015 günü 22.00 sıralarında ikametinin bahçesine park ettiğini, ertesi sabah 10.00 civarında motosikletin yerinde olmadığını fark ettiğini beyan etmesi, Kandilli Rasathanesi verilerine göre güneşin saat 06:32’de doğduğu, TCK 6/1-e maddesi gereğince saat 05:32’de gecenin sona erdiğinin anlaşılması karşısında; eylemin gece sayılan zamanda işlendiği sabit olmadığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Devamını Oku..

YARGITAYYargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 03.11.2015 tarihli 2015/9219 Esas ve 2015/19587 Karar sayılı ilamında özetle; tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. İki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur. Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.

Devamını Oku..

mahkeme yargıtay danıştayAnayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru neticesinde verilen karar aşağıdaki gibidir. Bireysel başvuru dilekçesinde; başvuruyu yapan, cezaevinde slogan attığı için verilen disiplin cezasının ifade özgürlüğüne, diğer taraftan Cumhuriyet Savcısının mütalaası tebliğ edilmeden İnfaz Hakimliğince gerekçesiz olarak reddedilmesinden dolayı adil yargılama hakkının  ve son olarak disiplin cezasının öngörülebilir olmamasının suç ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğini belirtmiştir.
Başvuru 4/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi VASITASIYLA YAPILMIŞTIR. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı TESPİT EDİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

hapishaneAnayasa Mahkemesi’nin 15.10.2015 tarihli 2013/6098 Esas sayılı Bireysel Başvuru Kararında özetle; başvuru, tutukluluğun kanuni süreyi aştığı ve makul olmayan bir süredir devam ettiği iddiası hakkındadır.

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun kanuni süreyi aştığı ve makul olmayan bir süredir devam ettiği İDDİASI HAKKINDADIR.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 2/8/2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı VASITASIYLA YAPILMIŞTIR. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı TESPİT EDİLMİŞTİR.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına KARAR VERİLMİŞTİR.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına KARAR VERİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

paraYargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 05.01.2016 tarihli 2015/36887 Esas ve 2016/106 Karar sayılı ilamında özetle; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68. maddesine göre; “Değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz”. Bu madde uyarınca değeri iki bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, üç bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyük şehir statüsünde bulunan illerde ise iki bin Türk Lirası ile üç bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu husus dava şartı olup, Tüketici Mahkemelerince re’sen dikkate alınması gerekir. Hal böyle olunca da mahkemece, uyuşmazlığın esasına girilmeksizin dava dilekçesinin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

NDIxNTAzNj-kamulastirmasiz-el-atma-davasiYargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 08.01.2016 tarihli 2015/34406 Esas ve 2016/188 Karar sayılı ilamında özetle; dava, devre mülk satışının ifasının imkansız olması nedeniyle uğranılan zararın tazminine yöneliktir. Hemen belirtilmelidir ki devre mülk satışı nedeniyle sözleşme ilişkisi olmayan davalı Belediye Yargıtay HGK kararı ile sorumlu tutulduğundan davacının, davalıya yaptığı ödemeleri yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Şirket defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı için davacı satış bedelini ödediğini ticari defter ve kayıtlarla ispat edememiştir. O zaman davacı elinde kalan ödeme belgeleriyle ifayı ispat etmek zorundadır. Dairemizin emsal bozma kararlarında belirtildiği üzere bu tür davalarda ödeme belgelerinin delil olarak önemi izahtan varestedir. Ödemenin nasıl yapılacağı 818 sayılı BK.nun 87. (TBK m. 103) maddesinde gösterilmiştir. Yasa gereğince borcu ödeyen bir makbuz ve borcun tamamı ödenmişse buna ilişkin senedi geri isteme hakkına sahiptir. Borcun tamamı ödenmemiş veya borç senedi alacaklıya başkaca haklar da vermekte ise borçlu, ancak makbuz verilmesini ve ödemenin borç senedine işlenmesini isteyebilir. Bu hükme göre borcunu ödeyen borçlunun makbuz alması ve dönemsel ödemelerin kayıtlara işlenmesi gerekir.

Devamını Oku..

mobbing_glrYargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 24.12.2015 tarihli 2014/25759 Esas ve 2015/36853 Karar sayılı ilamında özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş akdinin işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır. Yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davacı iş akdinin haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren ise davacının müşterilerinden olan Formula 1 mağazalarında mesai sonrası çalıştığı tespit edildiğinden iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendine göre haklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Davacının mesai saatleri dışında da olsa başka bir işyerinde çalışması, doğruluk ve bağlılığa aykırı bir davranış olduğu gibi, taraflar arasında ki iş sözleşmesinin 8. maddesinde ve iş yeri iç yönetmeliğinin 40. maddesinde, davacının davalı işyerinde çalışırken, başka bir işyerinde geçici veya sürekli, ücretli veya ücretsiz hiçbir şekilde çalışamayacağı belirtilmiştir. Davacının da kabul ettiği bu eylemin, taraflar arasında ki iş sözleşmesine, iş yeri iç yönetmeliğinin 40. maddesine ve işçinin işverene karşı olan sadakat borcuna aykırılığı nedeniyle, işveren tarafından gerçekleştirilen fesih işlemi haklı nedene dayandığından davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi yerine kabulü hatalıdır.

Devamını Oku..

YARGITAYYargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2015 tarihli 2015/11764 Esas ve
2015/19646 Karar sayılı ilamında özetle; dava; elektrik abonesi olan davalıdan tahsil edilen kaçak kullanım ücreti bedeli, dağıtım bedeli, sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmeti bedeli, iletişim bedeli hakkında verilen tüketici sorunları hakem heyeti kararının kaldırılması istemine ilişkindir. Kayıp-kaçak bedeli elektrik sisteminde ortaya çıkan teknik ve teknik olmayan kaybın maliyetinin kayıp-kaçak bedeli oranları ölçüsünde karşılanabilmesi amacıyla belirlenen bir bedeldir. Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak) kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hal, parasını her halükarda tahsil eden davacı Kurum’un çağın teknik gelişmelerine ayak uydurmasına engel olur, yani davacı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacı duymayacağı gibi; elektriği hırsızlamak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki, elektrik kaybını önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davacıya aittir. Bununla birlikte, tüketici olan vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır. O halde kayıp-kaçak, dağıtım, sayacı okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli ve iletim bedelinin elektrik abonelerinden tahsil edilemeyeceği kabul edilmelidir.

Devamını Oku..

indirYargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2015 tarihli 2014/17431 Esas ve 2015/19596 Karar sayılı ilamında özetle; kamulaştırmasız elatma tazminat alacağı ilamına dayalı olarak idare aleyhine başlatılan takipte, Akbank T.A.Ş. Etimesgut Şubesi nezdindeki iki adet ATM kira bedelinin bulunduğu hesap üzerine haciz konulduğunu, anılan haczin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. maddenin son fıkrası ve 6111 sayılı Kanun’un Geçici 2. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’na aykırı olduğunu, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 16.08.2012 karar tarihli takip konusu ilamda; İdarenin kamulaştırmasız elatma eylemi 1996 yılından sonrasına ait olup olayda uygulanması gerekli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmakla uygulanırlığı kalmamıştır. Böylece 1983 yılından sonraki el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma davalarında borçlunun gayrimenkul, menkul, hak ve alacaklarına haciz uygulanması hukuka uygundur. Mahkemece, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na dayalı şikayetin reddi ile 5393 sayılı Kanun’a dayalı şikayet hakkında inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

iflas-ertelemeYargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2015 tarihli 2014/10025 Esas ve 2015/19631 Karar sayılı ilamında özetle; eşler, 12.03.1987 tarihinde evlenmiş, 29.12.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 19.04.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir. Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Davacı-davalının 643 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 10 ve 11 nolu meskenlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden; tapuda dava dışı üçüncü şahsa ait olduğu gözüken söz konusu meskenlerle ilgili olarak, bedellerinin evlilik birliği içerisinde ödendiği fakat davalı-davacının mal kaçırmak amacıyla tapuyu üzerine almadığı iddia edilmiş olup, tarafça bu meskenlerle ilgili tasarrufun iptali davası da açıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken; HMK 165. madde uyarınca bu dosya bekletici mesele yapılarak, davanın sonucuna göre söz konusu iki mesken hakkında bir karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 06.07.2015 tarihli 2014/18592 Esas ve 2015/8845 Karar sayılı kararında özetle; dava, haklı nedenlerin varlığı iddiasına dayalı limited şirket ortaklığından çıkarılma istemine ilişkindir. Davada davalı gösterilen şirket ortağının payının haczettirilmesini müteakip şirketin tasfiyesinin isteneceğine dair ihbar yazısının şirkete ve tüm ortaklara gönderildiği, davacı şirketin de dava dilekçesinde ve sonraki beyanlarında işbu davayı şirketin fesih ve tasfiyesini engellemek amacıyla açtıklarını beyan ettikleri gözetildiğinde, davanın TTK’nın 551. maddesi ile ilgisi bulunmadığı, söz konusu vakıaya dayanılarak açılan bu davadaki istemin 6762 sayılı TTK’nın 523/4. maddesi ile ilişkili olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Söz konusu kanun hükmü “Esas sermayenin ekseriyetini temsil eden ortakların sayı itibariyle ekseriyeti, aleyhine takibat yapılan ortağın koymuş olduğu sermayenin hakiki bedelini alarak şirketten çıkarılmasına karar verirse” şirketin fesih ve tasfiye olunamayacağı biçiminde düzenlenmiştir. Bu durumda, 551. madde hükmünden farklı olarak ortaklıktan çıkarma için genel kurul tarafından alınacak karar gerekli ve yeterli olup ayrıca çıkarma kararı verilmesi için mahkemeye başvuru gerekmez. Davacı şirket, işbu davaya gerek olmaksızın fesih ve tasfiyesine engel olabileceğinden, işbu dava hukuksal yarardan yoksun olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekir.

Devamını Oku..

iflas-ertelemeYargıtay 21. Ceza Dairesi’nin 12.01.2016 tarihli  2015/5201 Esas ve 2016/81 Karar sayılı kararında özetle; sanığın, kendisine ait fotoğrafı yapıştırarak başkası adına ikamet nakil belgesi ve nüfus cüzdanı talep belgesi düzenlettikten sonra nüfus müdürlüğüne başvurup aynı gün başkası adına suça konu nüfus cüzdanı tanzim ettirdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, eyleminin “zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturduğu ve hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek ve aynı ve benzer suçlardan hakkında verilmiş birden çok mahkumiyet hükmünün bulunmasından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini yasaya aykırıdır.

Devamını Oku..

imagesYargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2015 2015/14804 Esas ve 2015/19324 Karar sayılı ilamında özetle; İşverenin yaptığı görev değişikliğini objektif iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanmadığı, görev değişikliğinin davacıyı yıldırmak bir başka ifade ile bezdirmek amacıyla yapıldığı sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.

Mahkeme, bozmaya uyarak isteği kısmen hüküm ALTINA ALMIŞTIR.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. Yücesoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 02.06.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.

 

**YEREL MAHKEME KARARI**

KARAR: Mahkememizce davanın kabulüne dair verilen kararın temyizi üzerine YARGITAY 22. Hukuk Dairesinin ilgili ilamıyla özetle “….Dosya içeriğine göre, davalı işyerinde son olarak Destek Hizmetleri Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin, önce Göksu Parkındaki demirbaşların sorumluluğuyla görevlendirilmesi ve bu görevlendirmeyi kabul etmemesi, ardından çiçek satış ofisinde görevlendirilmesi ve görev yazısını tebliğ almayarak işe başlamaması, çalıştığı birimden şikayet gelmesi üzerine yeniden çiçek satış ofisinde görevlendirilmesi ve görev yazısını tebliğ almayarak işe başlamaması sebepleriyle 4857 s. Kanun’un 22 nci maddesi kapsamında geçerli sebeple FESHEDİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Davacının iş sözleşmesinin 7 nci maddesinde, davalı işverenin davacıyı her ünvanla Türkiye’nin her yerinde çalıştırma yetkisine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Davacı işçi, işverenin yaptığı görev değişikliğinin objektif iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanmadığını, görev değişikliğinin kendisini yıldırmak amacıyla yapıldığını İDDİA ETMİŞTİR. Her ne kadar iş sözleşmesinin 7 nci maddesinde işverene gerektiğinde işyeri ve görev değişikliği yapma yetkisi tanınmış ise de bu yetkinin iyiniyet kurallarına uygun olarak KULLANILMASI GEREKİR. Davacı, davalı işverenin sözleşmeden doğan yetkisini iyiniyet kurallarına aykırı olarak kullandığını iddia ettiğine göre, ispat yükü davacı İŞÇİYE DÜŞMEKTEDİR. Bu konuda davacının delilleri sorulup göstereceği deliller toplanmadan ve gerektiğinde iş koşullarını araştırmak açısından bilirkişi görüşüne başvurulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR. …” gerekçesiyle BOZULMUŞTUR.

Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma İLAMINA UYULMUŞTUR.

Bozma sonrası yerinde inceleme yapan bilirkişi heyetinden rapor alınmış neticede işverenin yaptığı görev değişikliğini objektif iyiniyet kurallarına uygun olarak kullanmadığı, görev değişikliğinin davacıyı yıldırmak bir başka ifadeyle bezdirmek amacıyla yapıldığı sonuç ve kanaatiyle davanın kabulüne KARAR VERİLMİŞTİR.

İşe başlatmama tazminatı fesih sebebi ve davacının 15 yılı aşkın kıdemi dikkate alınarak 6 aylık ücret alacağı OLARAK BELİRLENMİŞTİR.

Neticede edinilen vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde HÜKÜM KURULMUŞTUR.

HÜKÜM:

Davanın KABULÜNE

Davalı tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,

Davacının yasal süresi içerisinde işe başlamak için başvurmasına rağmen işverenin süresinde işe başlatmaması halinde ödemesi gereken tazminat miktarının işçinin 5 aylık brüt ücreti olarak BELİRLENMESİNE,

Davacının işe iadesi için davalı işverene süresi içerisinde başvurması halinde hak kazanacağı ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,

Alınması gereken 27,70TL harçtan peşin alınan 18,40 TL nin mahsubuyla bakiye 9,30 TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydına. Davacı tarafından yatırılan 18,40TL harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

Davacı kendisini vekil temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.’ye göre hesaplanan 1.500,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

Davacı tarafından yapılan 672,00TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine.
Taraflarca varsa yatırılıp kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,

Dair; HMK’nın 297, 321/2 nci maddeleriyle 5521 Sayılı Yasanın 8/2, Geçici 1 inci maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle hükmün temyiz edilebileceğine, temyiz incelemesinin YARGITAY ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağına ilişkin davacı vekilinin yüzünde, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/02/2015

Devamını Oku..

trafik_sigortasinda_yeni_duzenleme_h60193_e48aaYargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 09.12.2015 tarihli 2014/11120 Esas ve 2015/13688 Karar sayılı ilamında özetle; dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, destek Ali G.’in olayın olduğu yerde refüjdeki fiziki demir bariyerlerin açık bırakılması ve yolun kontrolünden sorumlu olan davalının kusuru nedeniyle meydana gelen kazada dava dışı sürücünün araç ile çarpması sonucu hayatını kaybettiği manevi zarara uğradıkları iddiasıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine dava açılmış olup, davada hizmet kusuruna dayanılmıştır. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

iflas-ertelemeYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.11.2015 tarihli 2014/9-1558 Esas ve  2015/2538 Karar sayılı ilamında özetle; dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. uyuşmazlık; işverence yapılan feshin geçerli nedene mi yoksa haklı nedene mi dayandığı; varılacak sonuca göre, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı iş akdinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı işveren ise davacının sigara kaçakçılığı yapması nedeni ile şirketin araçlarının x-ray cihazlarından geçirilmek zorunda bırakıldığını ve bu nedenle de masraf verildiğini, şirketin itibarının zarar gördüğünü, şirket sahiplerinin takibata maruz kalma riski ile karşılaştıklarını, iş akdinin bu gerekçelerle ile haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Dosyada davacının sigara kaçakçılığı yaptığına dair 2004 yılına ait Slovenya gümrüğünde tutulmuş tutanak ile feshe asıl dayanak kılınan Almanya gümrük makamları tarafından tutulan tutanak mevcuttur. Bu masrafların davalı şirket tarafından ödendiği de belli değildir. Davacının iş akdi feshedildikten sonra aracı kullandığını beyan eden davalı tanığı; yurtdışındaki gümrüklerde aracın her seferinde x-ray cihazından geçirildiğini, Türkiye’de ise bazen x-ray cihazından geçirildiğini beyan etmekte ise de davalı taraf aracın hangi gümrüklerde x-ray cihazlarına sokulduğunu ortaya koyamamıştır. Davalı taraf aracı x-ray cihazından geçirmenin bir masraf teşkil ettiği ve bunun şirket tarafından karşılandığına dair dosyaya bir belge sunamadığı gibi bu eylemler neticesinde nakliyenin geciktiğini de kanıtlayabilmiş değildir. Davalı işveren nezdinde çalışan işçi olan tanık beyanlarına göre davacının iş akdinin feshi ölçülü değildir. Feshin geçerli nitelikte olabileceği ancak haklı nedene dayanmadığı gözetilerek kıdem ve ihbar tazminatları taleplerinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalıdır.

Devamını Oku..