Author Archives: admin

  indir Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2016 tarihli 2014/28073 Esas ve 2016/705 Karar sayılı ilamında özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışıp çalışmadığı, söz konusu alacakların işveren tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, bilirkişi raporunda, davacının fazla çalışmalarının, hafta tatili ve genel tatil günlerindeki çalışmalarının karşılığının bordrolarda gösterildiği ve karşılığının ödendiği, bordroların ihtirazı kayıt konmadan işçi tarafından imzalandığı, davacının bordrolarda gösterilen sürelerden daha fazla bir süre fazla çalışma yaptığını, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalıştığını ispat edemediği belirtilmiş ve söz konusu alacaklar hesaplanmamıştır. Dosyada mevcut davacının imzasını havi ücret bordrolarının incelenmesinde, bordroların büyük bir kısmında fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücreti tahakkuklarının bulunduğu, bordroların ihtirazi kayıt konmadan davacı işçi tarafından imzalandığı tespit edilmiştir. Ancak, bordrolarda gösterilen ücretin, davacının gerçek ücretini yansıtmadığı, davacının bordrolarda görünen ücretten daha fazla ücret aldığı mahkemece kabul edildiğine göre, bordrolardaki süreler nazara alınarak, yargılama sırasında tespit edilen gerçek ücret üzerinden fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretleri bilirkişiye hesaplattırılmalı, bulunan tutarlardan bordrolarda tahakkuk ettirilen miktarlar mahsup edilmeli aradaki fark hüküm altına alınmalıdır.
Davacı, kıdem tazminatıyla fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının ödetilmesine karar VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. YEREL MAHKEMECE, davanın kısmen kabulüne KARAR VERİLMİŞTİR.   

Devamını Oku..

asdfg.jpg   Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.01.2016 tarihli 2015/17300 Esas ve 2016/175 Karar sayılı ilamında özetle; Mahkemece davalı erkeğin ağır kusurlu bulunduğu, kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilerek, ergin olmayan müşterek çocukların geçici velayeti davacı kadına verilmiş, davacı kadın ve birlikte yaşayan çocuklar yararına da tedbir nafakasına (TMK.md.197) hükmedilmiştir. Davalı erkeğin ağır kusurlu olduğunu ortaya koyan davranışları belirlenmekle birlikte, ev işlerini yeteri kadar yapmadığı, sinirli ve agresif olduğundan bahisle davacı kadının da kusurlu bulunduğu kabul edilmiştir. Tarafların ayrılmalarından sonra davalı erkeğin eşini bir çok kez evlilik birliğinin devamı maksadıyla davet ettiği, eldeki davanın 07.05.2013 tarihinde açılmasından sonra 16.05.2013 tarihinde noterden, davacı eşin eve dönmesi için ihtarname tebliğ ettirdiği anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin birlikte yaşama yönündeki iradesi ve ihtarname göndermesi, davacı kadına mahkemece kusur olarak yüklenilen bu davranışların, davalı erkek tarafından affedilmiş, en azından hoşgörü ile karşılanmış olduğunu göstermektedir. Affedilen ve hoşgörü ile karşılanan bu olaylar nedeniyle davacı kadının kusurlu kabul edilmesi doğru değildir.

Devamını Oku..

  222A0518-300x138 Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2016 tarihli 2015/9602 Esas ve 2016/479 Karar sayılı ilamında özetle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20. ve devamı maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, ancak Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacak olup, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 01/02/2007 tarihinde akdedildiği göz önüne alındığında mahkemenin yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamıştır. Mahkemece, davacının kullandığı kredinin borcunun tümünü kapatmak üzere 15/01/2009’da ödeme yaptığı ancak davalı bankanın davalıdan 5 günlük faizi fazla tahsil ettiği gerekçesiyle bu kalem yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamından davalı bankaca kapama işleminin hangi tarihte yapıldığı ve davacıdan kaç günlük gecikme faizi tahsil edildiği denetlenememektedir. Bu itibarla mahkemece davacının erken ödeme tarihinden kaç gün sonra davalı tarafından kapama işleminin yapıldığı, kaç günlük haksız gecikme faizi tahsil edildiği belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekir.

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 10.10.2013 tarihli 2012/5472 Esas ve 2013/16631 Karar sayılı kararında özetle; Tasfiyede öncelikle anlaşma olup olmadığı incelenmeli eğer yoksa mallar üzerinden esaslı incelemeye girişilmesi gözetilmelidir. Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. Mahkemece 13. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararı taraflar TEMYİZ ETMİŞLERDİR.

Davacı, davalıyla Tunceli Merkez G… YİBO binasının bakım ve onarım işinin (1/2) oranında ortak olarak yapılması konusunda sözleşme yaptıklarını, davacının edimlerini yerine getirdiği halde davalının sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği ve davacıya ödemesi gereken miktarları ödemediğini bildirerek davalının aldığı hakedişlerden payına düşenin ÖDETİLMESİNİ İSTEMİŞTİR. Daha önce davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine YARGITAY 13. Hukuk Dairesi tarafından “hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, davacının alacak talebinin fesih ve tasfiyeyi kapsadığı BK’daki 538-540. maddeleri gözetilerek hukukçu, inşaat mühendisi ve muhasebeciden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerektiği GEREKÇESİYLE BOZULMUŞTUR. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette inşaat MÜHENDİSİ BULUNDURULMAMIŞTIR. Dava konusu adi ortaklık inşaat işine ilişkin olup, bozmada belirtildiği üzere bilirkişi heyetinde inşaat mühendisi BULUNDURULMASI ZORUNLUDUR. Bu yönün gözetilmemesi DOĞRU DEĞİLDİR.

Devamını Oku..

  trafik_sigortasinda_yeni_duzenleme_h60193_e48aa Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 17.03.2016 tarihli 2015/6543 Esas ve 2016/4366 Karar sayılı ilamında özetle; olay tarihinde saat 20.00 sıralarında meskun mahalde tek yönlü asfalt yolda sanığın idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken üç yönlü ışıklı kavşağa geldiğinde kendisine hitaben  kırmızı ışık yandığı sırada kavşağa girdiği ve seyir yönüne göre sağ taraftan yeşil ışık yanan kavşağa giren otomobil ile çarpıştığı olayda; sanık hakkında TCK’nın 179/2. maddesinde düzenlenen kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etme suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeksizin atılı suçtan mahkumiyeti yerine isabetsiz gerekçeyle beraatine karar  verilmesi kanuna aykırıdır.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 

Devamını Oku..

indirYargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2016 tarihli 2016/1432 Esas ve 2016/1551 Karar sayılı kararı özetle;  kira alacağı, elektrik ve su tüketim bedellerinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.
Dava, kira alacağı, elektrik ve su tüketim bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları YERİNDE DEĞİLDİR.
2-Davalının muacceliyet şartı gereği hüküm altına alınan kira alacağına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
İcra takibinde ve davada dayanılan, hükme esas alınan 15/05/2007 tarihli, beş yıl süreli  kira sözleşmesinin  2 nci maddesinde, kira bedellerinin süresinde ödenmemesi halinde dönem sonuna kadar olan kira bedellerinin muaccel OLACAĞI KARARLAŞTIRILMIŞTIR. Davacı tarafından, davalı aleyhine 09/02/2009 tarihinde başlatılan icra takibinde, Ekim 2008-Nisan 2009 arası aylar kira bedellerinin tahsili TALEP EDİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

   devremülkYargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2016 tarihli 201578556 Esas ve 2016/1687 Karar sayılı ilamında özetle; dava kiracı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Uzun süre kiracılarla komşuluk yapan şirket temsilcisi Hüseyin G. ihale şartnamesinde yabancı kişilerin kiracı olduğunu bilerek ihaleye girip satın aldığını ve davacının yukarda tarih ve numaraları belirtilen noterden düzenlenmiş kira sözleşmesi ve devir sözleşmesi tarihlerine göre hacizden önce davalı şirketin burada davacının kiracı olarak oturduğunu bildiğinin kabulü gerekir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonunda davacının, hacizden ve satıştan önce dava konusu taşınmazda kiracı olduğu ve bu durumun davalı tarafça bilindiği kanıtlanmış olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

  para Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 29.02.2016 tarihli 2015/10121 Esas ve 2016/3016 Karar sayılı ilamında özetle; 19.04.2016 tarihinde http://www.hurriyet.com.tr’de; “Bursa’da 2011 yılında SSK’dan emekliye ayrılan, ancak emekli maaşının düşük hesaplandığını belirtip, artırılması için yaptığı başvurunun ardından, ’9 gün eksik prim günü bulunduğu’ belirtilerek emekli maaşı kesilen ve boçlu çıkarılan 60 yaşındaki A. Ş., başlattığı hukuk mücalelesini kazandı.” şeklinde yer alan habere ilişkin haber konu alınmıştır.

Devamını Oku..

kamulaştırmaYargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 09.03.2016 2015/15430 Esas ve 2016/4645 Karar sayılı ilamında özetle; Kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada tespit edilen kamulaştırma bedelinin hüküm fıkrasında açıkça gösterilmeyip, acele el koyma kararı ile tespit edilen bedelin mahsubundan sonra kalan fark bedelin hüküm fıkrasına yazılması ile yetinilmesi, faizin karar tarihine kadar işletilmesi gerektiği hususunun hüküm fıkrasında belirtilmemesi doğru görülmemiştir.

Devamını Oku..

   indirYargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2015 tarihli 2015/21774 Esas ve 2015/28019 Karar sayılı ilamında özetle; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, feshin geçersizliği ve işe iade istemli davada, davalı Belediye’de ilk kez 2007 yılından itibaren işe girenler açısından 5620 sayılı Yasa’nın 1,3 ve geçici I. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmediğinden, mevzuata uygun bir iş akdi kurulduğundan bahsedilmeyeceği, bu halde 6098 sayılı TBK ‘nın 394. maddesi uyarınca geçersizliğin ileriye tesirli netice meydana getireceği ilkesi gözetilerek, iş sözleşmesinin geçersizlikle son bulduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi, bununla beraber, 2007 yılından önce işe girenler yönünden ise 5620 sayılı Kanun kapsamına girip girmeme bakımından, 2005 ve 2006 yıllarındaki çalışma sürelerinin her bir işçi yönünden ayrı ayrı araştırılıp değerlendirilmesi ve bu hususların hükmün gerekçesinde belirtilmesi gerekliği nazara alınmalıdır.

Devamını Oku..

 kamulaştırmaYargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2016 tarihli 2015/16998 Esas ve 2016/4665 Karar sayılı ilamında özetle; dava, kamulaştırılarak üzerinde irtifak hakkı tesis edilen taşınmazdaki enerji nakil hattının sökülmesi nedeniyle, taşınmazın tapu kaydındaki irtifak hakkı şerhinin terkini istemine ilişkindir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesinde “Kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir.” hükmü yer almakta iken 10.09.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile aynı maddeye “Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.” hükmü eklenmiş ise de; tarafların irtifak hakkının terkini konusunda anlaştıkları, ancak bedel konusunda uzlaşılamadığı anlaşılmakla, Kamulaştırma Kanununun 22. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması mümkün değildir. Mahkemece işin esasına girilerek, tesis edilen irtifak nedeniyle ödenen kamulaştırma bedelinin ödendiği tarihteki alım gücü de dikkate alınarak, adil ve hakkaniyete uygun bir bedel tespit edilmek suretiyle taşınmazlar üzerindeki irtifak hakkının terkinine karar verilmesi gerekir.

    

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 22.10.2015 tarihli 2013/12267 Esas ve 2015/15458 Karar sayılı ilamında özetle; Cebir veya tehdit kullanarak bir kimsenin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmasının engellenmesi suretiyle ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşması için, mağdurun ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerektiği, aksi takdirde eylemin tehdit ve/veya kasten yaralama suçlarını oluşturacağı gözetilmelidir.

Devamını Oku..

devremülkYargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2016 tarihli 2015/21059 Esas ve 2016/3622 Karar sayılı ilamında özetle;  maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK’nın 33.md.) Dava dilekçesi ile dilekçedeki açıklamalara göre talep, genel hükümlere göre 6098 sayılı TBK’nın 19.maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalılardan Ergut adına olan tapu kaydının iptali ile eski malik davalı Recep adına tapuya tesciline karar verilmesi isteğine ilişkindir. Davalılar arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna, dava TBK’nın 19.maddesine dayanılarak muvazaa sebebiyle açıldığına göre, tapu iptali ve tescile yönelik istek bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri genel muvazaa kapsamında HMK’nun 1 ve devamı maddeleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Aile Mahkemeleri’nin bu tür davalara bakma görev ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece, açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2016 tarihli 2014/27388 Esas ve 2016/2465 Karar sayılı ilamında özetle; davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, fazla çalışma ücreti olarak davacının bordrolarına yansıtılan miktar her ay sabit şekilde 140,00 TL olup, gerçeği yansıtmadığından davacının bundan daha fazla çalışmasının bulunduğu (Haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı) dosya kapsamı ile sabit olduğundan, ödenenlerin mahsubu ile bakiyesinin fazla çalışma ücreti olarak hüküm altına alınması gerekir.

Devamını Oku..

asdfg.jpgYargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 16.03.2016 tarihli 2015/15436 Esas ve 201673743 Karar sayılı ilamında özetle; müştekinin alınan beyanlarında araç kapılarının kilitli olduğunu beyan etmesi, olay yeri inceleme raporunda ve görgü tespit tutanağında sağ orta camın sürgüsünden açılmış olduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanunun 141/1. maddesi ile cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini, kolluk tarafından tutulan tutanakta ve mahkemede tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık olarak alınan beyanlarında, araç yangını olduğuna dair yapılan anons üzerine olay yerine yakın olduklarından kısa süre içinde intikal ettiklerini, suça sürüklenen çocuğun aracın yanından kaçmakta olduğunu ve yaşanan kovalamaca sonucu yakalandığının belirtilmesi, araçtan çalındığı tespit edilen para ve eşyanın suça sürüklenen çocuk üzerinde yakalanarak müştekiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun eyleminin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı tartışılmadan suçun tamamlandığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

YEREL MAHKEMECE verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların niteliğine göre dosya görüşüldü:

Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri YERİNDE GÖRÜLMEMİŞTİR. Ancak;

1- Müştekinin alınan beyanlarında araç kapılarının kilitli olduğunu beyan etmesi, 24.04.2008 tarihli olay yeri inceleme raporunda ve görgü tespit tutanağında sağ orta camın sürgüsünden açılmış olduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanunun 141/1 inci maddesiyle cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,

Devamını Oku..