Archives: 2016

   devremülkYargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2016 tarihli 201578556 Esas ve 2016/1687 Karar sayılı ilamında özetle; dava kiracı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. Uzun süre kiracılarla komşuluk yapan şirket temsilcisi Hüseyin G. ihale şartnamesinde yabancı kişilerin kiracı olduğunu bilerek ihaleye girip satın aldığını ve davacının yukarda tarih ve numaraları belirtilen noterden düzenlenmiş kira sözleşmesi ve devir sözleşmesi tarihlerine göre hacizden önce davalı şirketin burada davacının kiracı olarak oturduğunu bildiğinin kabulü gerekir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonunda davacının, hacizden ve satıştan önce dava konusu taşınmazda kiracı olduğu ve bu durumun davalı tarafça bilindiği kanıtlanmış olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

  para Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 29.02.2016 tarihli 2015/10121 Esas ve 2016/3016 Karar sayılı ilamında özetle; 19.04.2016 tarihinde http://www.hurriyet.com.tr’de; “Bursa’da 2011 yılında SSK’dan emekliye ayrılan, ancak emekli maaşının düşük hesaplandığını belirtip, artırılması için yaptığı başvurunun ardından, ’9 gün eksik prim günü bulunduğu’ belirtilerek emekli maaşı kesilen ve boçlu çıkarılan 60 yaşındaki A. Ş., başlattığı hukuk mücalelesini kazandı.” şeklinde yer alan habere ilişkin haber konu alınmıştır.

Devamını Oku..

kamulaştırmaYargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 09.03.2016 2015/15430 Esas ve 2016/4645 Karar sayılı ilamında özetle; Kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada tespit edilen kamulaştırma bedelinin hüküm fıkrasında açıkça gösterilmeyip, acele el koyma kararı ile tespit edilen bedelin mahsubundan sonra kalan fark bedelin hüküm fıkrasına yazılması ile yetinilmesi, faizin karar tarihine kadar işletilmesi gerektiği hususunun hüküm fıkrasında belirtilmemesi doğru görülmemiştir.

Devamını Oku..

   indirYargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2015 tarihli 2015/21774 Esas ve 2015/28019 Karar sayılı ilamında özetle; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, feshin geçersizliği ve işe iade istemli davada, davalı Belediye’de ilk kez 2007 yılından itibaren işe girenler açısından 5620 sayılı Yasa’nın 1,3 ve geçici I. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmediğinden, mevzuata uygun bir iş akdi kurulduğundan bahsedilmeyeceği, bu halde 6098 sayılı TBK ‘nın 394. maddesi uyarınca geçersizliğin ileriye tesirli netice meydana getireceği ilkesi gözetilerek, iş sözleşmesinin geçersizlikle son bulduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi, bununla beraber, 2007 yılından önce işe girenler yönünden ise 5620 sayılı Kanun kapsamına girip girmeme bakımından, 2005 ve 2006 yıllarındaki çalışma sürelerinin her bir işçi yönünden ayrı ayrı araştırılıp değerlendirilmesi ve bu hususların hükmün gerekçesinde belirtilmesi gerekliği nazara alınmalıdır.

Devamını Oku..

 kamulaştırmaYargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2016 tarihli 2015/16998 Esas ve 2016/4665 Karar sayılı ilamında özetle; dava, kamulaştırılarak üzerinde irtifak hakkı tesis edilen taşınmazdaki enerji nakil hattının sökülmesi nedeniyle, taşınmazın tapu kaydındaki irtifak hakkı şerhinin terkini istemine ilişkindir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesinde “Kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir.” hükmü yer almakta iken 10.09.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile aynı maddeye “Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.” hükmü eklenmiş ise de; tarafların irtifak hakkının terkini konusunda anlaştıkları, ancak bedel konusunda uzlaşılamadığı anlaşılmakla, Kamulaştırma Kanununun 22. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması mümkün değildir. Mahkemece işin esasına girilerek, tesis edilen irtifak nedeniyle ödenen kamulaştırma bedelinin ödendiği tarihteki alım gücü de dikkate alınarak, adil ve hakkaniyete uygun bir bedel tespit edilmek suretiyle taşınmazlar üzerindeki irtifak hakkının terkinine karar verilmesi gerekir.

    

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 22.10.2015 tarihli 2013/12267 Esas ve 2015/15458 Karar sayılı ilamında özetle; Cebir veya tehdit kullanarak bir kimsenin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmasının engellenmesi suretiyle ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşması için, mağdurun ihaleye katılma yeterliliğine veya koşullarına sahip olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerektiği, aksi takdirde eylemin tehdit ve/veya kasten yaralama suçlarını oluşturacağı gözetilmelidir.

Devamını Oku..

devremülkYargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2016 tarihli 2015/21059 Esas ve 2016/3622 Karar sayılı ilamında özetle;  maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (HMK’nın 33.md.) Dava dilekçesi ile dilekçedeki açıklamalara göre talep, genel hükümlere göre 6098 sayılı TBK’nın 19.maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalılardan Ergut adına olan tapu kaydının iptali ile eski malik davalı Recep adına tapuya tesciline karar verilmesi isteğine ilişkindir. Davalılar arasında gerçekleştirildiği ileri sürülen muvazaalı işlem davacı yönünden haksız eylem niteliğinde bulunduğuna, dava TBK’nın 19.maddesine dayanılarak muvazaa sebebiyle açıldığına göre, tapu iptali ve tescile yönelik istek bakımından uyuşmazlığın çözüm yeri genel muvazaa kapsamında HMK’nun 1 ve devamı maddeleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Aile Mahkemeleri’nin bu tür davalara bakma görev ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece, açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu dikkate alınarak iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2016 tarihli 2014/27388 Esas ve 2016/2465 Karar sayılı ilamında özetle; davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, fazla çalışma ücreti olarak davacının bordrolarına yansıtılan miktar her ay sabit şekilde 140,00 TL olup, gerçeği yansıtmadığından davacının bundan daha fazla çalışmasının bulunduğu (Haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı) dosya kapsamı ile sabit olduğundan, ödenenlerin mahsubu ile bakiyesinin fazla çalışma ücreti olarak hüküm altına alınması gerekir.

Devamını Oku..

asdfg.jpgYargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 16.03.2016 tarihli 2015/15436 Esas ve 201673743 Karar sayılı ilamında özetle; müştekinin alınan beyanlarında araç kapılarının kilitli olduğunu beyan etmesi, olay yeri inceleme raporunda ve görgü tespit tutanağında sağ orta camın sürgüsünden açılmış olduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanunun 141/1. maddesi ile cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini, kolluk tarafından tutulan tutanakta ve mahkemede tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık olarak alınan beyanlarında, araç yangını olduğuna dair yapılan anons üzerine olay yerine yakın olduklarından kısa süre içinde intikal ettiklerini, suça sürüklenen çocuğun aracın yanından kaçmakta olduğunu ve yaşanan kovalamaca sonucu yakalandığının belirtilmesi, araçtan çalındığı tespit edilen para ve eşyanın suça sürüklenen çocuk üzerinde yakalanarak müştekiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuğun eyleminin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı tartışılmadan suçun tamamlandığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

YEREL MAHKEMECE verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların niteliğine göre dosya görüşüldü:

Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri YERİNDE GÖRÜLMEMİŞTİR. Ancak;

1- Müştekinin alınan beyanlarında araç kapılarının kilitli olduğunu beyan etmesi, 24.04.2008 tarihli olay yeri inceleme raporunda ve görgü tespit tutanağında sağ orta camın sürgüsünden açılmış olduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 142/1-b maddesi yerine aynı Kanunun 141/1 inci maddesiyle cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,

Devamını Oku..

devremülkYargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 07.10.2015 tarihli 2015/12122 Esas ve 2015/11432 Karar sayılı ilamında özetle; vekilin, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altında olduğu, öte yandan üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise ya da kötü niyeli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin vekil ile üçüncü kişi arasında düzenlenen sözleşme ile bağlı sayılmamasının TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralının tabii bir sonucu olarak kabul edilmesi gerektiği, bahse konu kanun hükmünün emredici mahiyet taşıması nedeniyle de hakim tarafından re ‘sen nazara alınmasının zorunlu olduğu gözetilmelidir.

Devamını Oku..

resmibelgeYargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.03.2015 tarihli 2015/665 Esas ve 2015/5362 Karar sayılı kararında özetle; Yasada, işçinin fazla çalışmaya onayı yılda 270 saatlik sınıra kadar verilmiş kabul edildiğinden, aylık ücrete fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğuna dair kararlaştırmaları yılda 270 saatlik fazla mesai sınırına kadar geçerli kabul eden yerleşik içtihadın anlamı, bu süredeki fazla çalışma karşılıklarının işçiye, fiilen fazla çalışma yapsın/ yapmasın, ödendiği olup, davacı işçinin fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığının tespiti için, yılda 270 saat sınırlaması nedeniyle, tespit edilen haftalık fazla çalışma süresinin 270 saatlik zaman dilimi belirlenmeli ve bu zaman dilimi yönünden hesaplama yapılmayıp kalan dönemler bakımından belirlenen haftalık fazla çalışma süresi ne ise o süre üzerinden hesaplama yapılmalıdır.

Devamını Oku..

 isten_cikarilan_hemsirenin_aym_zaferi_h58841_d9154  Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2016 tarihli 2015/10740 Esas ve 201673651 Karar sayılı ilamında özetle; davaya konu tıbbi cihazların bedeli olarak ödenen miktarın Kurum’dan sorulması, cihazların bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yukarıda sıralanan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmesinin sağlanması, fiyat tespitinin makul süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gerçekleştirilmemesi halinde ise; cihazın temin edildiği yıl belirtilmek suretiyle, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu vb. kuruluşlardan sorulup, davaya konu sağlık malzemesine ilişkin ihalelerde teklif edilen fiyat ortalaması dikkate alınarak rayiç fiyat belirlenmeli, ödemeye esas fiyatı bu şekilde belirlemenin mümkün olmaması durumunda, konu hakkında teknik ve mali bilgiye sahip bilirkişiden, piyasa değerleri ve ilgili kuruluşların görüşü ışığında fiyat tespitine ilişkin rapor alınarak vb. tüm araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenip; fatura miktarını aşmayacak şekilde belirlenen makul, ortalama bir cihazın rayiç bedelinden, sigortalıdan alınacak katılım payı düşüldükten sonra, kalan kısmının tahsiline karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

222A0518Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 01.03.2016 tarihli 2014/34289 Esas sayılı kararında özetle; fazla çalışma, hafta tatili  ve genel tatil alacakları  yönünden, davacı haftada kaç saat fazla çalışma yaptığını, hangi hafta tatillerinde ve genel tatillerde çalıştığını belirleyebilmekte ise de hakimin hesaplanan miktardan hangi oranda takdiri indirim yapacağını bilebilecek durumda değildir. Bu nedenle fazla çalışma, hafta tatili  ve genel tatil alacakları  belirsiz alacak davasına konu edilebilir. Uyuşmazlık konusu kıdem tazminatın ile yıllık izin alacağı bakımından, talep içeriğinden açıkça anlaşıldığı üzere, davacı çalışma süresini, en son ödenen ücreti, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını,  hak kazandığı yıllık izin süresini ve kaç gün ücretli izin kullandığını  belirleyebilmektedir. Tazminat hesaplamasına esas alınacak aylık ücrete ek para veya parayla ölçülebilen sosyal menfaatleri de belirleyebilecek durumdadır. Bu halde kıdem tazminatı ile yıllık izin alacağı, belirsiz alacak değildir. Dava konusu edilen alacakların gerçekte  belirlenebilir  olmaları ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri anlaşılmakla, kıdem  tazminatı ile yıllık izin alacağı yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerekir.

Devamını Oku..

NDIxNTAzNj-kamulastirmasiz-el-atma-davasiYargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 02.02.2016 tarihli 2014/13867 Esas ve 2016/601 Karar sayılı kararında özetle; dava kira ve  aidat bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflarca belirlenen 3 aylık makul sürenin olayda uygulanması mümkün değildir. Davalı kiracı henüz iki yıllık  süre dolmadan sözleşmeyi feshettiğine göre davalının kiralananı erken tahliye ettiğinin kabulü gerekir. Erken tahliye halinde ise kiracı kiralananın benzer koşullarda yeniden kiraya verilebilecek süre kira bedeli ile sorumludur. O nedenle mahkemece yapılacak iş tarafların tahliye tarihi olarak kabul ettiği 30.9.2011 tarihinden itibaren kiralananın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul sürenin belirlenmesi ve davacının kazanılmış hakkı da gözetilerek  belirlenen süre miktarı kadar kira bedeline ve aidat bedeline hükmedilmesi gerekirken iki yıllık süre dolduktan sonra uygulanması gereken ihbar koşulu esas alınarak karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davacı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli davacı vekili Av. geldiler. Davalı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ.

Dava kira ve  aidat bedellerinin tahsili İSTEMİNE İLİŞKİNDİR. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

222A0518Yargıtay 23. Ceza Dairesi’nin 17.11.2015 tarihli 2015/3494 Esas ve 2015/6720 Karar sayılı ilamında; sanığa ait işyerinin idare ve vergi mevzuatına uygun olarak kurulmuş bulunan gerçek bir işyeri olması, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na verilmiş bulunan ek aylık prim hizmet belgesinin sahte olmaması, sigorta primleri ödenmese bile ilgili kurumun alacaklarını her zaman tahsil etme imkanının bulunması nedenleriyle katılan kurumun zararından da bahsedilemeyeceği hususları nazara alındığında, sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.

 

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Gerekçeli karar başlığında 01.02.2008 olan suç tarihinin 18.04.2011 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir haddi hata OLARAK DEĞERLENDİRİLMİŞTİR.

Sanık Ahmet S.’nın, tanık Nejdet Ö.’nu kendi işyerinde çalışmadığı halde 2007 yılı içerisinde sigortalı olarak gösterip gerçeğe aykırı olarak “ek aylık prim hizmet belgesi” tanzim edip katılan kuruma vermek suretiyle kurumu zarara uğrattığı iddia edilen olayda;

Devamını Oku..