Category: Genel

Dava, mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir. 4342 sayılı Mera Kanununun 13/5. maddesi hükmü uyarınca, komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir. Aynı yasanın 21/2 maddesinde ise tahsis kararlarında belirtilen haklara tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının talebi, … İl Mera Komisyonunun Kararıyla hali arazi vasfı ile Hazine adına kayıtlı taşınmazın mera olarak tespitine dair kararın iptali istemine ilişkin ise de, taşınmaz hakkında henüz mera tahsis kararı alınmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde, tamamlanmış bir komisyon çalışması da bulunmamaktadır. Bu duruma göre, davacı aleyhine alınmış herhangi bir mera tahsisi bulunmadığından, bu aşamada davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

3402 sayılı Yasa’nın 41.maddesi gereğince yapılan düzeltme işleminin iptali davasına, tapu kayıt malikinin davacılar dışında mirasçılarının da olduğu ve bu mirasçılar arasında elbirliği mülkiyeti bulunduğu gözetilerek, mahkemece davacılara diğer mirasçıların da davaya katılması veya terekeye temsilci atanması için süre ve olanak verilmesi, bu zaman zarfında taraf teşkilinin sağlanması halinde, tarafların iddia ve savunmalarına dair tüm kanıtlar toplanıp değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan, Uyap sorgusu ile davanın açılıp açılmadığının tespiti imkanı da bulunduğu halde, tapuda isim tashihi davası açılması hususunda verilen kesin mehile uyulmadığı gerekçesiyle usulden davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.

Devamını Oku..

Davacı dilekçesinde; cinsiyet değişikliğine izin verilmesini ve nüfus kaydındaki cinsiyetinin ve isminin değiştirilmesini istemiştir. Dosyada bulunan Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce düzenlenen raporun, davacı …’ın transseksüel yapıda ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunup bulunmadığına ilişkin bir tespit içermemesine rağmen hükme esas alınması, davacının cinsiyet değişikliğine ilişkin izin talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, nüfus kaydındaki kadın olan cinsiyetin erkek olarak değiştirilmesi talebi ile isim değişikliği talebinin tefrik edilerek ayrı esaslara kaydedilmesi, eldeki dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken davanın kabulü doğru görülmemiştir.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı dilekçesinde; cinsiyet değişikliğine izin verilmesini ve nüfus kaydındaki cinsiyetinin ve isminin değiştirilmesini istemiş; mahkemece, davanın kabulüne KARAR VERİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405, 406 ve 408. maddeleri kapsamında kalan, akıl sağlığı, malvarlığını kötü yönetme, savurganlık ve yaşlılık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davacıların dava dilekçesinde kısıtlı adayı …’ın, sadece Türk Medeni Kanununun 405. ve 408.maddelerinde düzenlenen akıl hastalığı ve yaşlılık nedeniyle değil aynı zamanda 406. maddede düzenlenen malvarlığını kötü yönetmesi iddiasında da bulunularak vesayet altına alınmasını talep edildiğinden ve vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, başta davacılar olmak üzere tarafların göstereceği tüm delillerin toplanıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yalnız akıl sağlığı yönünden inceleme yapan sağlık kurulu raporu dikkate alınıp yetersiz ve eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiştir.

Devamını Oku..

Motorsikleti ile trafik güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde trafikte seyreden ve alkollü olduğuna dair dosyada delil bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 179/2 maddesi gereğince temel cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, uygulama maddesinin, “TCK’nın 179/3-2 maddesi” şeklinde gösterilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hüküm, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak,

Devamını Oku..

Dava YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne ilişkin olup, mahkemece davalı tarafından tescil edilmek istenen işaret ile davacı adına tescilli markanın birbirine benzer olduğu fakat davalının tescil ettirmek istediği markanın ürün sınıflarının davacı adına kayıtlı ürün-hizmet sınıfları ile benzemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda, hem çoğunluk, hem de azınlık görüşünde de ifade edildiği gibi, davalının tescil için başvurduğu markaya ilişkin “dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” malları ile davacı adına tescilli “kumaş işleme hizmetleri ve terzilik hizmetleri” ile “koruyucu amaçlı olanlar hariç hertürlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, ayak giysileri, baş giysileri” mallarının, hammadde-mamül, ürün-ürün işleme ilişkisi nedeniyle ortalama tüketici kitlesinin bakış açısına göre benzer olduğu halde mahkemece aksi yönde değerlendirme yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/07/2015 tarih ve 2014/439-2015/159 sayılı kararın YARGITAYca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ düşünüldü:

Devamını Oku..

Olayda dinlenen taraf tanıklarının beyanları, dosya içerisine ibraz edilen ceza dosyaları ile diğer bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; davacı – davalı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, eşine fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve bu nedenle ceza aldığı, buna karşılık davalı – davacı kadının da sadakat yükümlüğüne aykırı davranışlar sergilediği anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların eşit kusurlu olduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca uyuşmazlığa konu davada davacı – davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu dikkate alınarak davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1, 2) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır, karar bozulmalıdır.

Devamını Oku..

Sanığın eşini porselen kupa fırlatmak suretiyle yaraladığı olayda; birden fazla nitelikli halin bulunması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi ve TCK 61. maddesi dikkate alınarak asgari hadden ayrılmak suretiyle eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3,a-e maddeleri uyarınca ceza tayin edilmesi gerekirken,yazılı şekilde alt hadden ceza tayin edilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;

Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;

1)Adli sicil kaydında 3 aydan fazla hapis cezasına mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık nazara alınarak tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken ”şartları oluşmadığından” bahisle yasal olmayan gerekçeyle erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Devamını Oku..

Yapılan imalatlar davalılar tarafından benimsendiğine göre dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu çerçevesinde kiracı yapmış olduğu yukarda yazılan sözleşme maddeleri kapsamı dışında kalan imalatlar ölçüsünde tazminat talebinde bulunabilir. Ancak yapılan imalatların değerinin belirlenmesinde, imalatların imalat tarihindeki değerleri ve yıpranma payları nazara alınmalıdır. Bu itibarla Mahkemece, bilirkişilerden ek rapor alınarak gerekirse yeniden keşif yapılarak, davacı kiracı tarafından yukarıda bahsi geçen sözleşme maddeleri kapsamı dışında yapılan ve kiralanan taşınmazda bulunan tadilatların imalat tarihi itibariyle, yıpranma payı düşürülmüş bedellerinin tesbiti ile bu tadilatların zorunlu ve faydalı masraf olup olmadığı, kiraya veren davalının bu tadilatlardan dolayı zenginleşip zenginleşmediği üzerinde durularak sonucuna göre faydalı ve zorunlu masraflarla ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla ve yazılı gerekçeyle davanın reddine doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Devamını Oku..

Dava dilekçesinde; davacı ile davalı …’nin evlilik dışı ilişkilerinden 10/04/2002 doğumlu….n adlı çocuklarının olduğu, …. davacının annesi ve babası üzerine kaydedildiği, bu sebeplerle 10/04/2002 doğumlu ….n’ın davacı ile soy bağının tespitiyle nüfustaki kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece, davanın soybağının reddine ilişkin olduğu ve Türk Medeni Kanunu’nun 289 vd. maddelerinde belirtilen hak düşürücü süreler geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 12.01.2016 gün 2015/6207 Esas 2016/231 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece önceki hükümde direnilmesine karar verilmesi üzerine, anılan direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

KARAR : Yargıtay 18 Hukuk Dairesinin bozma ilamına direnilmesine, “Davanın hak düşürücü süre yönünden reddine,” denilmek suretiyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki bu çelişki mahkemelere olan güveni sarsmaktadır.

Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK md.298/2).

6100 sayılı HMK’nun 298/2. maddesine göre, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.

Devamını Oku..

Taraflarca imzalanan 24.12.2011 tarihli sözleşme ile, davalı arsa sahipleri tarafından tapuda davacılara satılan dairedeki eksik imalâtların, davalıların yüklenicisi dava dışı şirket tarafından tamamlanması, davacılar lehine garanti edilmiştir. 6098 sayılı TBK’nın 128. maddesi hükmünce; “üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür”. Yargılama sırasında tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre garanti konusu edimin ifa edilmediği saptanmış olup, davacıların dayanağı bu sözleşme geçerli olduğundan, davacıların satın aldığı taşınmazdaki eksik işlerin, sözleşmede işin teslimi gereken tarih yazılı olmadığından, alacağın muaccel hale geleceği sözleşme tarihinden itibaren makul tamamlama süresi geçtikten sonraki tarihteki yerel serbest piyasa rayiçleriyle, garanti edilen eksik imalatların giderim bedeli konusunda inşaat bilirkişisinden HMK’nın 281. maddesi uyarınca ek rapor alınarak, sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

Yağma eyleminin birden fazla kişiyle, konutta ve silahla işlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında; TCK’nın 149/1-c maddesinin yanında (a) ve (d) bentleriyle de uygulama yapılarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin dikkate alınmaması; yakınanın üzerinde bulunan cüzdanı alan sanıkların içindeki parayı az bularak cüzdanı mağdura geri verdiklerinin yakınanın kolluk beyanından anlaşılması karşısında, TCK.nun 168 maddesinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.

YEREL MAHKEMECE verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

I-Sanıklar ….’e yönelik yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet; yakınan…’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet; sanık.. hakkında yakınanlar ….., Gıya Şuddin …ve ….e yönelik yağma, suçlarından kurulan hükmün incelenmesinde;

Devamını Oku..

Davacı üyelerin genel kurul toplantısına çağrılmamalarının toplantı ve karar nisabına etkisi olmadığından ve davacıların üyelikleri haricinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu kanıtlanmadığından mahkemece, davaya konu toplantıda alınan tüm kararların iptaline hükmolunması isabetli görülmemiştir.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Asıl ve birleşen dosya davacıları vekili; davalı kooperatifin 16.09.2012 tarihinde yapmış olduğu olağanüstü genel kurul toplantısına asıl ve birleşen dosyada davacı müvekkillerinin çağrılmadığını, bu nedenle toplantının ve alınan kararların yoklukla malül olduğunu, asıl dava davacılarının genel kurul gündeminde olmamasına rağmen ihraçlarıyla ilgili karar alındığını, birleşen dosya davacısı müvekkili hakkında da yönetim kurulunca ihraç kararı alındığını, bu kararların kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun olmadığını belirterek kooperatifin 16.09.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitiyle iptaline karar verilmesini TALEP ETMİŞTİR.

Devamını Oku..

Eserin teslimi sırasında ilk bakışta görülemeyen, muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ya da somut olayda olduğu gibi deprem ve benzeri bir olay nedeniyle ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp olduğu, taraflar arasındaki 21.05.1987 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, inşaatla ilgili her türlü yükümlülüğün yükleniciye ait olduğu ve işin anahtar teslimi olarak teslim olunacağı tanzim olunduğu gibi, bilirkişi raporlarında, inşaatın, yapıldığı dönemde yürürlükte olan Deprem Yönetmeliğine aykırılıklar barındırdığı, zemin etüdünün yapılmadığı, beton kalitesinin düşük olduğu ve buna benzer noksanlıkların tespit edildiği anlaşıldığından, mahkemece bilirkişilerce hesaplanan güçlendirme masraflarının tamamının yüklenicilerden tahsiline karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri, davalı yüklenicilerin 21.05.1987 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak G… Sitesi’ni inşa ettiklerini, 17 Ağustos 1999 depreminde sitenin ağır hasara uğradığını, bu hasarın yüklenicilerin kusurundan kaynaklandığının tespit edildiğini, binada güçlendirme yapılması gerektiğini ve ayrıca dairelerin değer kaybına uğradığını ileri sürerek, her bir davacı yönünden ayrı ayrı maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep ve DAVA ETMİŞLERDİR.

Devamını Oku..

ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin davada, sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarının, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir.

Davacı vekili, 05.05.2012 günü, saat 05.12 sıralarında, refüjle bölünmüş T… Ö… Bulvarında sol şeridi takiben Kartal-Bostancı yönünde seyreden davalı Durak İslam yönetimindeki, müvekkili şirkete ZMMS poliçesiyle sigortalı 34 … 3431 plakalı otomobil ile b… b… kebap önündeki 3921 nolu trafik ışıklarının bulunduğu ışıklı kavşakta, kırmızı ışık nedeniyle orta şeritte duraklatılmış sürücü Özden yönetimindeki 34 … 52 plakalı ticari taksiye çarptığını, çarpma şiddetiyle taklalar atarak sağa savrulan taksinin, sağ kavşak kolu üzerindeki refüjü aşıp yol üzerinde devrildiğini, olay sonucu taksi sürücüsü Özden’in yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldüğünü, davalı sürücünün %100 kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini ve kaza nedeniyle yapılan alkol testinde sürücünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkil şirketin kazada ağır hasara uğrayan 34 … 52 plakalı aracın hasarı için 8.000-TL ve ölüm nedeniyle 98.870-TL destekten yoksun kalma tazminatını varislere ödediğini belirterek, Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartları 4/d maddesi uyarınca, 8.000-TL tazminatın 07.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek, 98.878-TL tazminatın ödeme tarihi olan 03.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.

Devamını Oku..