Category: Genel

 

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadeye, boşta geçen süre ücreti ve 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatının belirlenmesine karar VERİLMESİNİ İSTEMİŞTİR.

Devamını Oku..

 

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava tarihi olan 27.11.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacı tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK 115/2 maddesi gereğince dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

 

 

YEREL MAHKEMECE verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Devamını Oku..

 

Özet: Dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağı istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tahsis kararı ile taşınmazda hak sahibi olan davacı kiralayanın tahsis kararının iptal edilmesinden sonra taraflar arasında imzalanan 07.11.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesine taşınmazın kayyımı tarafından icazet verilmeyerek davalı ile yeni bir kira sözleşmesi akdedilmesi durumunda 07.11.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin taraflar yönünden geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kira sözleşmesi kural olarak tarafların anlaşması, mahkeme kararı ya da kiralananın yokolması ile sona erer. Davalı şirket, davacının kiralayan sıfatına karşı çıkmakta ise de davalı şirket tarafından kira sözleşmesi gereğince peşin ödenmesi gereken kira parasının ilk altı aylık kısmı davacı kiralayan hesabına yatırılmış, bu tarih itibariyle davacının kiralayan sıfatına itiraz edilmemiştir. Davaya dayanak yapılan 07.11.2009 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi davacı ile davalı arasında düzenlenmiştir. Kira sözleşmesi yapan kiralayanın mutlaka malik olması gerekmediğinden taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi iptal edilmeyip hala ayakta olduğuna göre zilyedi olunan taşınmazın kiralanmasına ilişkin sözleşme hükümleri taraflar yönünden bağlayıcıdır. Kiralayan tarafından süreli ihtar gönderilip ödenmeyen kira bedeli istendiği ve ihtara konu aylar kirasının ödenmediği anlaşıldığından temerrüt oluşmuştur ve bu nedenle kiralananın tahliyesine ve alacağın tahsiline karar verilmek gerekir.

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.09.2013 gün ve 2010/1003 E., 2013/728 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 10. Hukuk Dairesinin 17.02.2014 gün ve 2014/78 E., 2014/2761 K. sayılı kararı ile;

Devamını Oku..

 

 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini tespit için, bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Davacının 28/02/2017 tarihinde öldüğü ve davanın yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin dava olduğu, davacı tarafın ölümü ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmış olduğundan, kararın kaldırılmasına, “davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.

Devamını Oku..

 

İİK’nın 363/1 maddesi gereğince, icra hukuk mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gündür. Tarafların 10 günlük yasal süre içerisinde süre tutum dilekçesi sunmaları halinde, süre tutum dilekçesini sunan tarafa gerekçeli karar tebliğ edilir ve süre tutum dilekçesi sunan taraf gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük yasal süre içerisinde ayrıntılı istinaf dilekçesini sunmak zorundadır. Aksi halde, ayrıntılı istinaf dilekçesini sunmamış sayılır. HMK’nın 342/2. maddesinde, istinaf dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiş, aynı maddenin (e) bendinde istinaf sebepleri ve gerekçesinin dilekçede gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu husus emredici kuraldır. HMK’nın 355. maddesi gereğince, kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise, istinaf mahkemesince re’sen dikkate alınamaz. Çünkü, istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebep ve gerekçelerle sınırlı olarak yapılır. Kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden ve süresinde istinaf sebep ve gerekçelerini içerir dilekçe sunulmadığından davalı/alacaklının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Devamını Oku..

 

 Dava konusu somut olayda, ziraatçı ve jeolog bilirkişiler raporuna göre davaya konu suyun genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır. Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Köy halkından oldukları anlaşılan davacıların genel suya el atmanın önlenmesini talep ve dava etmekte hukuki yararlarının bulunduğu ortadadır. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Devamını Oku..

 

 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine göre, tarafların her bir talebi hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gereklidir. Mahkemece asıl davada davacı talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, asıl davada davacının sözleşmede kararlaştırılan dışında fazla kat ve bağımsız bölüm imalatı yapılarak oluşan değer yönünden tazminat talep etmesi konusunda gerek bilirkişi raporları ve gerekse de mahkeme gerekçesinde bu konunun tartışılıp incelendiği yönünden açıklık bulunmamakta ve bu talebin hangi sebepten reddedildiği anlaşılamamaktadır.

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 29.12.2011 gün ve 2011/1119 E-2011/1712 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 19. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2012 gün ve 2012/2037 E-2012/9626 K sayılı ilamı ile;

Devamını Oku..

 

155 Polis İmdat Hattı aranarak yardım istenmiş olmakla birlikte, polise yardım edebilmesi için gerekli bilgilerin verilmemesi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı hakkında.İstemin Özeti: Bursa 3. İdare Mahkemesinin 6.11.2015 tarih ve E:2014/868, K:2015/1189 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek BOZULMASI İSTENİLMEKTEDİR.

Devamını Oku..

 

Tebligat Yasasının 17. maddesi uyarınca muhatabın bulunamaması durumunda tebligatın muhatabın işçisine (daimi memuru, müstahdemi) yapılacağı, 18. maddesi uyarınca da fabrika v.s. gibi insanların toplu olarak bulunduğu bir yerde tebligat yapılması gerekli olması halinde ise o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine ya da tebligatı almaya görevli olan kişiye tebligat evrakının verilmesi suretiyle işlem yapılacağı düzenlenmiştir. Olayımızda muhatapla aynı yerde çalışan Sevda’ya ne gerekçe ile tebligat evrakının verildiği açıklanmadığından davalı davacı erkeğe yapılan tebligat hukuken geçersizdir. Tebligat geçersiz bulunduğundan, davalı davacı erkeğin cevap dilekçesi süresindedir. Bu sebeple, davalı davacının dayandığı vakıaların ve vakıaların ispatına yarar delillerinin mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.

Devamını Oku..

 

Danıştay Tetkik Hâkimi..Düşüncesi: İtirazın reddi GEREKTİĞİ DÜŞÜNÜLMEKTEDİR.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki “İtirazın İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2010 gün ve 2010/677 E., 1133 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 15. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2011 gün ve 2010/7452 E., 2011/1075 K. sayılı ilamı ile;

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalının evine bakmadığı ve evinin ihtiyaçlarını karşılamadığı, davacıya tartışmalarında “… ben olmasaydım seni kimse almazdı” şeklinde sözler söyleyerek AŞAĞILADIĞI ANLAŞILMAKTADIR. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut VE SABİTTİR. Olayların akışı karşısında davacı dava AÇMAKTA HAKLIDIR. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle davanın reddi DOĞRU BULUNMAMIŞTIR.

Devamını Oku..