Blog

Yargıtay Büyük Genel Kurulu 2010/1 Esas ve 2012/1 sayılı kararı ile; yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk Usul Hukukundan farklı olmasını kamu düzeninin müdahalesi için yeterli görmemiş, her mahkemenin kendi milli usul hükümlerini uygulamakla görevli olduğunu ve söz konusu ilkenin yabancı mahkeme kararına uygulanan ispat hukuku kuralları açısından da geçerli olduğunu belirterek, kararın verildiği ülke usul hukuku hükümleri uyarınca düzenlenen yabancı mahkeme kararlarının salt gerekçesinin olmamasının kararın tenfizine engel teşkil etmeyeceğine ve bu hususun 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54/c maddesi anlamında kamu düzenine açıkça aykırılık sayılmayacağına karar vermiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2012/14140 E. 2012/17204 sayılı kararı ile kredili mevduat hesabından kaynaklı alacaklar için bankalar tarafından açılan davalarda taraflar arasında tüketici kredi sözleşmesi ve geri ödeme planı bulunmaması halinde uyuşmazlık hakkında 4822 sayılı yasayla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında  Kanunun 10. maddesinin uygulanma olanağı  bulunmadığından, tüketici işleminden söz edilemeyeceği ve uyuşmazlığın çözümü için genel mahkemelerin genel mahkemelerin görevli olduğuna karar vermiştir.

Devamını Oku..

İhale kararı üzerine ihale makamınca 488 sayılı Kanuna göre hesaplanıp işi üstlenen şirketten kesilerek veya alınarak ihale makamınca vergi idaresine ödenen damga vergisi tahsilatının iptali veya tahsil edilen tutarın iadesi istemiyle işi üstlenen şirketin vergi mahkemesinde dava açabilmesi gerekir.

Devamını Oku..

 GEÇİCİ MADDE 3 – (1) 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir.”

Devamını Oku..

İtiraz konusu kural ile basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, davacı ve davalıya birer dilekçe ile iddia, savunma ve delillerini belirtme imkânı verilmiş olup, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi sunma imkanı tanınmamış olmakla, basit yargılama usulüne tabi davaların basit ve hızlı bir şekilde sonuçlanmasını sağlayarak adil yargılanma hakkına ve bireyin menfaatine hizmet ettiği açıkça anlaşılan bu sınırlandırmanın hakkın özüne dokunduğu ve hakkı anlamsız kılacak dereceye vardığı söylenemez. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı değildir.

Devamını Oku..

Yeni kurumsal kimliğimiz ile  web sitemiz yayın hayatına başlamıştır.