Blog

Ateşli Silahlar ve Bıçaklarla Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “Bu madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılaması devam eden şahısların ruhsat ruhsat verilme ve yenileme işlemleri yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulur. Yargılama sonucuna kadar silah ilgili birimce emanete alınır.” ibaresinin; masumiyet karinesine aykırı olduğu, maddenin (d) bendinde “hüküm giyenler” ibaresi yer almaktayken, dördüncü fıkrada getirilen kısıtlamayla yargılaması devam edenlerin de bu kapsama alındığı, suçluluğu ispat edilene kadar herkesin masum olduğu, henüz isnad aşamasındaki bir suçtan yargılanmakta olan kişiyle, hüküm giymiş bir kişinin aynı statüde kabul edilemeyeceği, anılan fıkrayla Ateşli Silahlar ve Bıçaklarla Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7 nci maddesine aykırı olarak silah ruhsatı verilmesini kısıtlayıcı hüküm getirildiği ileri sürülerek İPTALİ İSTENİLMEKTEDİR.

Devamını Oku..

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; milletvekili olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutuklama dolayısıyla milletvekilliği görevinin yerine getirilememesi nedeniyle seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği İDDİALARINA İLİŞKİNDİR.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/2/2017 TARİHİNDE YAPILMIŞTIR.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra KOMİSYONA SUNULMUŞTUR.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına KARAR VERİLMİŞTİR.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına KARAR VERİLMİŞTİR.

Devamını Oku..

Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu Kanun’un 50. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine Kanun hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle, BK’nın 49. (TBK.58) maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..

Belgede sahtecilik suçlarında suçun konusu belge olup korunan hukuki yarar kamu güvenidir ve suçun geniş anlamda mağduru toplumu oluşturan bireylerdir. Nitekim belgede sahtecilik suçlarına ilişkin TCK’nun 204-212. maddeleri Kanunun Kamu Güvenine Karşı Suçlar bölümünde yer almaktadır. Bununla birlikte belgede sahtecilik suçunun işlenmesiyle haksızlığa uğrayan gerçek ve tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkündür. Belgede sahtecilik suçunun işlenmesi nedeniyle farklı kişilerin çıkarlarının zedelenmiş olması suçun bu öncelikli niteliğini değiştirmeyeceği gibi zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına da engel değildir. Somut olayda sanık Yılmaz Ç.’in suça konu belge üzerinde Emine S.ve İsa K.un bilgi ve rızası olmaksızın onlar adına sahte imza attığı ayrıca belgeye tüm imzalar tamamlandıktan sonra sanık Davut U. aleyhine olmak üzere zemin kat 2-4-5 nolu işyerlerinde tadilat talebini eklediği, bu şekilde atılı suçu bir fiille birden fazla mağdura karşı işlediği sabit olmakla sanığın eyleminin 5237 sayılı Yasanın 43/2. madde kapsamında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Devamını Oku..

İşçinin ibranamede belirtilen parayı almadığına ilişkin beyanı karşısında, işveren şirketin mali kayıtları üzerinde inceleme yapılarak söz konusu ödemenin gerçek olup olmadığının araştırılması gerekir. Davacının iş akdinin ihale süresinin bitmesi nedeniyle feshedildiği, her ne kadar davalı tarafından dosyaya kıdem tazminatı ödendiğinden bahisle ibraname sunulmuş ise de, davacının bu parayı hiç almadığı yönündeki inkarı göz önünde tutularak, bilirkişi marifetiyle davalı işveren şirketin mali kayıtları incelenmek suretiyle bu paranın kayıtlarda yer alıp almadığının saptanması ve çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ödemenin yapıldığının kabulü ile kıdem tazminatından mahsubu hatalı olup bozma nedenidir.

Devamını Oku..

Davacının, davalı idare bünyesinde belediye başkan yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 08/03/2013 günlü dilekçesiyle kadro ve derecesine uygun müdürlük kadrosuna atanma isteğinde bulunduğu, ancak 13/03/2013tarih ve 127452 sayıyla kayda giren dilekçesiyle, bu isteğinden vazgeçtiği, buna rağmen davacının isteği doğrultusunda kurulduğu öne sürülen aynı günlü ve 127571 sayılı dava konusu işlemle ulaşım hizmetleri müdürü olarak atanması üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda; atama işleminin tesisinden önce vazgeçilen isteğin işlemin nedenini oluşturmayacağı gibi, davacının atanmasını gerektirecek nitelikte başkaca bir sebep de öne sürülmeden kurulan işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

Devamını Oku..

Oluşa, dosya kapsamına, mahkemece yapılan keşfe, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına ve bilirkişi raporlarına göre, sanığın köy merasına ev ve bahçe yapmak suretiyle tecavüz ettiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihi itibari ile 6360 sayılı Yasa ile; TCK.nun 154/2. maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçunun unsurlarında bir değişiklik yapılmadığı da gözetilmeden, üzerine atılı suçtan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi yasaya aykırıdır.

Devamını Oku..

Sanığın, şikayetçiye ait kredi kartı bilgilerini yanıltmak suretiyle öğrendikten sonra kredi kartından 300,56 TL yarar sağlayarak atılı suçu işlediğinden bahisle açılan davada,şikayetçiyle sanığın sahibi olduğu şirketin müşteri hizmetleriyle yaptığı görüşme kayıtları elde olmayıp soruşturma safhasında, bedelin iadesi nedeniyle yapılan görüşme kayıtlarını içeren CD kapsamından,görüşme sonrası bedeli karşılığında gönderildiği belirtilen check-up hizmeti ile ilgili evrakın yanısıra ateş ölçer hediyesinin kargoyla gönderildiği anlaşılmakla, sanıktan check-up hizmetine ve kargoyla gönderilmesine ilişkin evrakların ve kart bilgilerinin alındığı görüşmeye ilişkin kayıtlar istenip, evrak ses kaydının incelenerek sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

Devamını Oku..

Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı Montaj bölümünde çalışmakta ve aynı zamanda çocuk sahibi olmak üzere tedavi görmektedir. Davacının isteği olmadığı halde kolaylık sağlama, devamsızlığını tolere etme gerekçesi ile davalı işveren dikiş hattında çalışması için görev yeri değişikliğine gitmiştir. Davacı iş şartlarına esaslı değişiklik gerekçesi ile bu görevlendirmeyi kabul etmemiştir. Davacının tedavisi nedeni ile yeni görev yerinin sağlığı açısından iş şartlarında esaslı değişiklik olduğu dosyada alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Davalı işverenin kabul etmeme üzerine tuttuğu tutanakların sonuca etkisi yoktur. İşveren davacının montaj bölümünde çalışmasının işyerinde olumsuzluklara yol açtığını kanıtlayamamıştır. Fesih geçerli nedene dayanmadığından davanın kabulü yerine reddi hatalıdır.

Devamını Oku..

Site yöneticisi, sitede ikamet eden davalı tarafından uzun zamandır köpek beslendiğini, aynı blok ve sitede oturan site sakinlerinin beslenen köpek nedeniyle site yönetimine defalarca şikayette bulunduklarını, konuyla ilgili davalının defaten uyarıldığını ancak davalının söz konusu hukuka ve mevzuata aykırı kararında ısrar ettiğini, site yönetim planı gereği sitede yönetim kurulunun müsaadesi olmadan köpek beslenemeyeceğinin hüküm altına alındığını belirterek davalıya ait köpeğin söz konusu daireden tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece köpeğin siteden tahliyesine karar verilmiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre ana taşınmazın yönetim planında evcil hayvan beslenmesinin kat malikleri kurulunun müsaadesine tâbi tutulduğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, karar gereğinin yerine getirilmesi için 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 33. maddesi gereğince uygun bir süre verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

Devamını Oku..

Somut olayda, davalı işyerinde müşteri temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 06.06.2013-21.06.2013 tarihleri arasında tutulan tutanaklara istinaden 4857 sayılı Kanun’un 25/2. maddesi gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş ise de; davacı hakkında 06.06.2013 tarihinden 21.06.2013 tarihine kadar çok sayıda çağrı karşılama görevini yapmama ve anlık eğitim tuşlaması yapma içerikli tutanaklar tanzim edilmiş olup, işçinin bu davranışları iş akışını bozucu niteliktedir ve delil durumuna göre işyerinde olumsuzluk meydana getirmiştir. Artık işverenden iyi niyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli sebeple feshedildiğinin kabulü gerekir.

Devamını Oku..

2942 sayılı Yasanın “kısmi kamulaştırma” başlıklı 12/6 maddesinde “Baraj inşaatı için yapılan kamulaştırma sonucunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz …..çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşim düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olmaması hallerinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine kamulaştırmaya tabi tutulur” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; dosya içindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu edilen baraja mücavir taşınmazda; sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulduğu, malikin ekonomik ve sosyal yönden yararlanma imkanının ortadan kalktığı anlaşılmıştır. Bu nedenle gerek 2942 sayılı Yasanın 12/6.maddesi gerekse T.C. Anayasasının 90/5 maddesi ile iç hukukun üzerinde sayılan ve 13.12.2016 tarih ve 51861/11 başvuru sayılı AİHM kararı birlikte gözetildiğinde, Kamulaştırma Kanununun 12/6 maddesinde yazılı olgular gerçekleşmiş olduğundan işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.

Devamını Oku..

Hastaya ait EKG tespitlerini yanlış veya eksik değerlendirip, hastadaki kalp krizini tespit edemeyerek, gerekli tetkikleri yaptırmayan ve hastanın bir üst merkeze sevkini sağlamayan sanık hekimin, sevki gerçekleştirse dahi hastanın kurtulması kesin olmadığından sanığın kusurlu eylemi ile hastanın ölümü arasında illiyet bağı kurulamayacağından, eyleminin ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, diğer taraftan eylemin tek olduğu dikkate alınmadan, aynı eylem ile ilgili olarak ayrıca taksirle öldürme suçundan beraat kararı verilmesinin de isabetli olmadığı gözetilmelidir.

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine, görevi kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Devamını Oku..

 İş sahibi firmaya ait kağıt fabrikasında buhar ve elektrik üretim tesisi kurulumu işini üstlenen yüklenici firma çalışanları olan sanıkların, akde konu işin tamamlanmadığı ve iş alanının işverence devralınmadığı bir zamanda kazan ünitesinin test aşamasında elektrik santrali şantiyesinde kül silosunun patlaması neticesinde bu silonun bakım sorumlusu ve ustası olan işçinin öldüğü olayda, kül silosunun üzerindeki üst kapaktaki bağlantıyı sağlayan kaynakların oldukça zayıf ve parçanın ağırlığını taşıyamayacak nitelikte olması, bu santralda güvenlik ve uyan donanımları olmayan bir silonun kullanılması ve bu siloda, eski teknolojili ve verim alınamayan mekanik sallamalı filtre sisteminin tercih edilmesi, başka bir taşeron firmanın yaptığı silo kapağı montaj ve kaynağının kalitesinin ve teknik kontrollerinin yapılmaması, kül ve toz kaçıran filtre sisteminde proje ve teknik doküman olmadan tadilat yaptıran, revizyon sırasında by-pass sistemini açtırmayan sanıkların kusurlu oldukları anlaşıldığından, atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Devamını Oku..

Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmazlar ile davalılar arasında mülkiyete ilişkin irtibat kurulamadığı gerekçesiyle ve eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, taşınmazların tapu kayıtları tüm tedavüllerini gösterir şekilde tapu müdürlüğünden getirtilmesi; davacıların da beyanları alınmak suretiyle davalıların tapu kayıtları ile irtibatının sağlanması, gerekirse mirasçılık belgelerinin istenilmesi, tapu kayıtlarıyla davalılar arasında irtibat tespit edilirse davacılar vekiline tapu kaydında idari yoldan düzeltme yapılması, mümkün olmadığı takdirde tapuda isim tashihi davası açmak üzere yetki ve süre verilmesi, ondan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir.

Devamını Oku..