Dava, mirasçılıktan çıkarmanın iptali istemine ilişkindir. TMK’nun 510/1. maddesi uyarınca, ancak saklı paylı mirasçılar mirasçılıktan çıkarılabilir. Saklı payı bulunmayan bir mirasçının mirastan çıkarılmasına ihtiyaç yoktur. Zira, saklı pay dışında kalan kısım tasarruf edilebilir kısmı teşkil eder ve vasiyet eden esasen bunun üzerinde dilediği gibi serbestçe tasarruf edebilir. Somut olayda, mirasbırakanın kardeşi olan davacı, saklı pay sahibi değildir (TMK. Md 506). Bu durumda, mahkemece; saklı pay sahibi olmayan davacının, mirasçılıktan çıkarmanın iptalini talep ve dava etme hakkı bulunmadığı gözetilerek, davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Kural olarak borçlunun aldığı emekli maaşı üzerine haciz konulamayacağı, ancak davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında davacı borçlunun emekli maaşından uzunca bir süre kesinti yapıldıktan sonra davacının şikayeti üzerine kesinti işlemine son verilen somut olayda, haciz ve ilk kesinti tarihinin üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen emekli maaşından kesinti yapılmasına açıkça karşı çıkmayarak zımni rıza gösteren davacının geçmişe yönelik yapılan kesintilerin iadesini talep etmesinin Medeni Kanunun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği gözetilmelidir.



Kişilik haklarına saldırı niteliği taşımasına karşın, bir basın açıklamasının kişinin rızası nedeniyle hukuka uygun sayılabilmesi için verilen rızanın yasanın belirlediği sınırlar içerisinde kalması gerekir. Hukuka ya da ahlaka aykırı olarak verilmiş olan bir onay basın yoluyla yapılan açıklamayı hukuka uygun hale getirmez. O halde, şeref ve haysiyet gibi kendisinden vazgeçilemeyen değerlere yönelik saldırılara ilişkin rıza hukuka aykırıdır. Bu nedenle, gerektiğinde kişinin kendisine karşı dahi mutlak olarak korunması gereken “kişilik onuru, kişilik, sır alanına giren gizli yaşam” gibi olguların kişinin rızası ile yayımlandığı düşünülerek, hukuka aykırılığın kaldırıldığı ve saldırının haklılık kazandığı kabul edilemez.





YEREL MAHKEMECE verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
