Author Archives: admin

 

 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğini tespit için, bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Davacının 28/02/2017 tarihinde öldüğü ve davanın yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin dava olduğu, davacı tarafın ölümü ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmış olduğundan, kararın kaldırılmasına, “davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.

Devamını Oku..

 

İİK’nın 363/1 maddesi gereğince, icra hukuk mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvuru süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gündür. Tarafların 10 günlük yasal süre içerisinde süre tutum dilekçesi sunmaları halinde, süre tutum dilekçesini sunan tarafa gerekçeli karar tebliğ edilir ve süre tutum dilekçesi sunan taraf gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 günlük yasal süre içerisinde ayrıntılı istinaf dilekçesini sunmak zorundadır. Aksi halde, ayrıntılı istinaf dilekçesini sunmamış sayılır. HMK’nın 342/2. maddesinde, istinaf dilekçesinde bulunması gereken hususlar düzenlenmiş, aynı maddenin (e) bendinde istinaf sebepleri ve gerekçesinin dilekçede gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu husus emredici kuraldır. HMK’nın 355. maddesi gereğince, kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise, istinaf mahkemesince re’sen dikkate alınamaz. Çünkü, istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebep ve gerekçelerle sınırlı olarak yapılır. Kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden ve süresinde istinaf sebep ve gerekçelerini içerir dilekçe sunulmadığından davalı/alacaklının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Devamını Oku..

 

 Dava konusu somut olayda, ziraatçı ve jeolog bilirkişiler raporuna göre davaya konu suyun genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır. Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Köy halkından oldukları anlaşılan davacıların genel suya el atmanın önlenmesini talep ve dava etmekte hukuki yararlarının bulunduğu ortadadır. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Devamını Oku..

 

 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine göre, tarafların her bir talebi hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gereklidir. Mahkemece asıl davada davacı talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, asıl davada davacının sözleşmede kararlaştırılan dışında fazla kat ve bağımsız bölüm imalatı yapılarak oluşan değer yönünden tazminat talep etmesi konusunda gerek bilirkişi raporları ve gerekse de mahkeme gerekçesinde bu konunun tartışılıp incelendiği yönünden açıklık bulunmamakta ve bu talebin hangi sebepten reddedildiği anlaşılamamaktadır.

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 29.12.2011 gün ve 2011/1119 E-2011/1712 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 19. Hukuk Dairesi’nin 06.06.2012 gün ve 2012/2037 E-2012/9626 K sayılı ilamı ile;

Devamını Oku..

 

155 Polis İmdat Hattı aranarak yardım istenmiş olmakla birlikte, polise yardım edebilmesi için gerekli bilgilerin verilmemesi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı hakkında.İstemin Özeti: Bursa 3. İdare Mahkemesinin 6.11.2015 tarih ve E:2014/868, K:2015/1189 sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısmının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek BOZULMASI İSTENİLMEKTEDİR.

Devamını Oku..

 

Tebligat Yasasının 17. maddesi uyarınca muhatabın bulunamaması durumunda tebligatın muhatabın işçisine (daimi memuru, müstahdemi) yapılacağı, 18. maddesi uyarınca da fabrika v.s. gibi insanların toplu olarak bulunduğu bir yerde tebligat yapılması gerekli olması halinde ise o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amirine ya da tebligatı almaya görevli olan kişiye tebligat evrakının verilmesi suretiyle işlem yapılacağı düzenlenmiştir. Olayımızda muhatapla aynı yerde çalışan Sevda’ya ne gerekçe ile tebligat evrakının verildiği açıklanmadığından davalı davacı erkeğe yapılan tebligat hukuken geçersizdir. Tebligat geçersiz bulunduğundan, davalı davacı erkeğin cevap dilekçesi süresindedir. Bu sebeple, davalı davacının dayandığı vakıaların ve vakıaların ispatına yarar delillerinin mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir.

Devamını Oku..

 

Danıştay Tetkik Hâkimi..Düşüncesi: İtirazın reddi GEREKTİĞİ DÜŞÜNÜLMEKTEDİR.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki “İtirazın İptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2010 gün ve 2010/677 E., 1133 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 15. Hukuk Dairesi’nin 23.02.2011 gün ve 2010/7452 E., 2011/1075 K. sayılı ilamı ile;

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

1-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalının evine bakmadığı ve evinin ihtiyaçlarını karşılamadığı, davacıya tartışmalarında “… ben olmasaydım seni kimse almazdı” şeklinde sözler söyleyerek AŞAĞILADIĞI ANLAŞILMAKTADIR. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut VE SABİTTİR. Olayların akışı karşısında davacı dava AÇMAKTA HAKLIDIR. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçeyle davanın reddi DOĞRU BULUNMAMIŞTIR.

Devamını Oku..

 

Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörlüğünün 10.1.2017 tarih ve 36 sayılı yazısı ekinde gönderilen soruşturma dosyasıyla yukarıda belirtilen Kurul kararı ve bu karara haklarında lüzum-u muhakeme kararı verilenler tarafından yapılan itirazlar, Tetkik Hakimi ..’in açıklamaları dinlenildikten sonra, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesi uyarınca incelendi;

Devamını Oku..

 

Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan işkolu tespitine itiraz istemine ilişkindir. Somut olayda, işveren tarafından, dava, sadece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltilmiş, mahkemece de, tespit kararından etkilenecek sendikalara davanın yöneltilmesi sağlanmamıştır. İşkolu tespitine itiraz davasının, dava sonucunda verilecek karardan etkilenecek olan sendikalara da yöneltilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davacının, bakanlık tarafından dava konusu işyerinin girdiği işkolu olarak tespit edilen “Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk” işkolunda kurulu sendikalara davayı yöneltmesinin sağlanması ve bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Devamını Oku..

 

 Kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilerek verilen ilk hükmün yalnız sanık müdafii tarafından temyiz edilip özel Dairece lehe bozulmasından sonra, 10 ay hapis ve 375 Lira adli para cezası şeklindeki açıklanması geri bırakılan ikinci hükmün, sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca açıklanması sırasında “cezayı aleyhe değiştirme” yasağı gözetilerek infazın ilk hükümdeki adli para cezası üzerinden yapılması gerektiği belirtilmeden sanığın hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizdir.

Devamını Oku..

 

İstemin Özeti : 26.4.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 1.5.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin, “III.Matrah, Nispet ve İndirim” başlıklı bölümünün “B.Oran” alt bölümündeki “2. İndirimli Orana Tabi Bazı Mal ve Hizmetlere İlişkin Açıklamalar” başlıklı düzenlemenin “2.1.3.Net alan” başıklı kısmındaki “Net alan deyimi “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade etmekte olup, plan ve proje gereği konut dışında bir amaçla kullanılacak bölümleri de ihtiva eden inşaatlarda indirimli oran sadece konut olarak kullanılacak bölümlere uygulanır.

Devamını Oku..

 

 Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin mevsimlik işçilikte geçen hizmet süresi de dikkate alınmak sureti ile derece ve kademesinin tespitine ve buna bağlı olarak fark ücret, ilave tediye, ikramiye ve yıpranma primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği ancak her bir alacak için talep ettiği miktarı belirtmediği gibi alınan bilirkişi raporu sonrasında ibraz ettiği ıslah dilekçesinde de alacak miktarlarını açıklamadığı, buna karşın davalının ıslaha karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi için alınan ek bilirkişi raporunda denetime uygun olmayan şekilde bir kısım alacakların zamanaşımına uğradığı kabul edilerek alacakların hesaplandığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca Mahkemece öncelikle davacı vekilinden her bir alacak için ne miktar talepte bulunduğu hususu açıklattırılarak davalının ıslah karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi amacıyla denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmelidir.

Devamını Oku..