Demokratik toplumlarda anayasal güvence altında olan gazetecilerin toplumun haber alma hakkını sağlama ve toplumu bilgilendirme amacı dışında bir gaye taşımadıkları kabul edildiğinde, basın mensuplarının uğradıkları feodal saldırıların aynı zamanda insan temel hak ve özgürlüklerine yapılan darbeler oldukları kabul edilebilir. Demokrasinin gelişim süreci adına, basının objektif olması kadar, basın mensuplarının kamu görevi yaptığı dikkate alınarak, herhangi bir baskı altında kalmadan, dürüst, tarafsız ve doğru haber yapabilmelerini sağlayacak ortam hazırlanmalıdır. Toplumun tabiri caizse gözü kulağı olan basın, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından birini oluşturmaktadır. Zira, yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü kuvvet olan basın, çoğulcu demokrasinin, özgürlüğün ve özellikle de haber alma özgürlüğünün en önemli ayaklarından biridir. Demokratik bir toplumda basın mensupları bireysel hak ve özgürlük kavramları esas alınarak haber yapmalıdırlar. Maalesef ki, mesleğin yapısı gereği basın mensuplarının çalışma koşulları zorlayıcıdır. Toplumu bilgilendirerek kamu görevi yerine getirmekte olan basın mensupları, görevleri esnasında filli saldırılara uğramakta, tehdit edilmekte ve en acısı, meslekleri sebebiyle katledilmektedirler. Gazetecileri Koruma Komitesi 2013 yılında dünyanın çeşitli yerlerinde görev yapan en az 70 gazetecinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştır.





14.01.2014 tarihinde meclise sunulmuş olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile; emekli aylıklarının güncel şartlara uyarlanması, prim gün sayısını doldurmuş olmalarına karşın emekli olamayan yaş mağdurlarının emekliliğe hak kazanmasının sağlanması, asgari ücret altında çalışan işçiler için neredeyse maaşlarının yarısına tekabül eden GSS prim ödemelerinin düşürülmesi, kıdem tazminatlarının güvence altına alınması ve emekli aylığı almakta olan vatandaşların aylık maaş artışlarında milli gelir artışından pay almaları gibi radikal değişiklikler öngörülmüştür.


