Archives: Temmuz 2018

Tüm dosya kapsamına göre; davalı şirkete temsil kayyımı atandığı, organ eksikliğinin giderilmesi için kayyıma süre verildiği, müdür seçimi için olağan üstü genel kurulun toplantıya çağırıldığı, tüm paydaşların toplantıda temsil edildiği ancak oyların eşit çıkması nedeniyle şirket müdürünün seçilemediği, TTK 530. ve TTK 636/2. maddelerinde organ eksikliğinin giderilememesinin müeyyidesinin açıkça şirketin feshi olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile O…Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.nin TTK 530 ve TTK 636/2 maddesine göre fesih ve tasfiyesine karar verilmesi kanuna aykırıdır.

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/94-2016/112 sayılı kararın YARGITAYca incelenmesi davalı J… vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ düşünüldü:

Devamını Oku..

Dava, davacının Danimarka’da sigorta kapsamına alındığı 04.02.1980 tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir. İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi hata bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarındandır. Türkiye Cumhuriyeti ile Danimarka Krallığı arasındaki … Sözleşmesi’nde, Danimarka ülkesinde çalışmaya başlanılan veya Danimarka Emeklilik Sigorta Rejimine tabi olunan ilk tarihin Türkiye’de sigorta başlangıcı sayılacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle; davacının sigorta başlangıç tarihinin 3201 sayılı Kanunun 5’inci maddesine göre belirlenmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalı ve bu kararın onanmasına dair Dairemizin 25.12.2014 tarih ve 2014/24962 Esas 2014/28475 sayılı kararı maddi yanılgıya dayalı olup davalı Kurum vekilinin bu yöndeki itirazları yerindedir. Hal böyle olunca davalı Kurum vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli, Dairemizin onama kararı kaldırılmalı ve Mahkemenin hükmü bozulmalıdır.

Devamını Oku..

Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle eşi ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın … Kurumuna bildirilmediği anlaşılmaktadır. Zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf … Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir. Yapılacak iş; davacılara iş kazasını … Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde ise … Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise, davacıların Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için önel vermek ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısımlarını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesi gereğince davacıların tazminat alacaklarından tenzil ederek, çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Devamını Oku..

Davacı, 25/11/2013 tarihli dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası açtığını belirterek fazla mesai ve resmi tatil alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece verilen kısmen kabul kararı, Dairemizce 19/04/2017 tarihinde bozulmuş ve bozma kararından sonra 12/07/2017 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile davacı talep miktarını arttırmıştır. Mahkemece, bedel arttırım dilekçesinin yargılamanın her aşamasında verilebileceği hususu gözetilmeksizin bedel arttırım dilekçesine itibar edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Devamını Oku..

Taraflar arasında davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacağının bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Mahkemece, fazla mesai ve genel tatil çalışmalarının ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve davacı tanıklarından birisinin işten çıkarılmış olması ve yapılan işin mahiyeti satış mağazalarının açılış-kapanış, saatleri, ve yaz-kış çalışma düzeni itibariyle dosya kapsamına göre bu çalışmalarının varlığının alınan prim miktarlarını aştığının tam olarak delillendirilmiş sayılamayacağı gerekçesiyle fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının reddine karar verilmiştir. Davacı son ücretinin 1400 tl olduğunu, asgari ücret kısmının elden yatırıldığını belirtmiş davacının ayrıca prim aldığına ilişkin iddia ve talebi olmamıştır. Diğer yandan iş sözleşmesi ve dosyadaki diğer belgelerden de davacının prim usulü çalıştığına ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Tüm tanık beyanları ve dosya kapsamından davacının fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram genel tatillerin bir kısmında çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacağının tanık beyanları ve dosyadaki belgelere göre hesaplanarak kabulü gerekir.

Devamını Oku..

Davacı menfi tespit davasını, davalının dava konusu alacağı temlik aldığı dava dışı Nazmi ‘den olan alacağına dayalı olarak takas istemine göre açmıştır. Borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği şahsi defileri temlik alana karşı da aynen ileri sürebilmesi mümkündür. TBK’nun 139. maddesi gereğince ( BK’nun 118 m.) takas, borcu söndüren sebeplerden olduğu için davacının takasa dayalı menfi tespit davası açması mümkündür. Mahkemece, davacının takas iddiasına dayanak yaptığı “borç ikrar belgesi” başlıklı belgede borçlu olarak yer alan Nazmi imzasını ikrar ve kabul ettiğine göre bu ikrara değer verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan belge üzerinde imzaları bulunan tanıkların anlatımına dayanarak belgenin geçersiz sayılıp yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

Devamını Oku..

Dosya içerisinde 2006 takvim yılına ilişkin faturaların bulunmadığının anlaşılması karşısında, 213 sayılı VUK’nın 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere, sahte fatura düzenlemek suçunun oluşabilmesi için düzenlenen belgelerin 213 sayılı VUK’nın 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı cihetle; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından; öncelikle suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması, incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi ve bunun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırıdır.

Devamını Oku..

Sanığın 4k otomotiv isimli şirkette ikinci el oto alım satım biriminde satış sorumlusu olduğu ve araç almak için başvuran katılana 26.500 TL ‘ye araç sattığı halde bunun 15.000 TL’sini muhasebeye aktarıp kalanını uhdesinde tuttuğu ve şirket tarafından bu sebeple katılana aracın devrinin yapılmadığı iddia edilen olayda; sanığın tevil yollu ikrarı, katılanın tüm aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanık ifadeleri karşısında; mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde atılı suçtan sanığın beraatine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Devamını Oku..