Blog

 222A0518-300x138  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.03.2016 tarihli 2014/19-806 Esas ve 2016/298 Karar sayılı ilamında özetle; çek lehtarının ilk cirosunun sahte oluşu, ondan sonraki İ. C. ve M. C. adındaki davalı cirantaların bulunması, bedelinin lehtara ödendiği sabit olan çekin, davalı hamil tarafından lehtarın ilk cirosunun sahte olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği dolayısıyla, davalı hamil E. G.’ün çeki iyiniyetle iktisap ettiğinin kabulü ile çekte lehtar imzasının sahteliği ve bedelinin lehtara ödendiğine ilişkin şahsi def’iyi davacı keşidecinin, çek hamili davalıya karşı ileri sürerek, borçtan kurtulamayacağının kabulü gerekir.

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.02.2013 gün ve 2012/58 E., 2013/61 K. sayılı kararın incelenmesi  davalı  vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 19. Hukuk Dairesinin 06.06.2013 gün ve 2013/6410 E., 2013/10504 K. sayılı kararı ile;

(…Davacı vekili,  davalı tarafça icra takibine konu 27.01.2012 keşide tarihli 9.387,72 TL bedelli çekin müvekkilince dava dışı S.O.’a ticari ilişki nedeniyle verildiğini, bu çekin kaybolduğu iddiasıyla açılan dava nedeniyle çek bedelinin Sibel Oruçhan’a ödendiğini, çekteki dava dışı S. O.’ın cirosunun sahte olduğunu belirterek müvekkilinin bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.

Davalı vekili, müvekkilinin iyi niyetli ve yetkili hamil olduğunu, çek aslının herhangi bir şerh olmaksızın müvekkiline teslim edildiğini belirterek davanın REDDİNİ İSTEMİŞTİR.

Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda davaya konu çekin arka yüzünde yer alan Sibel Oruçhan’ın cirosunun sahte olduğu, bu durumun davalı tarafça da kabul edildiği, bu nedenle davalının ancak kendisinden sonraki cirantalara başvurabileceği, ciro silsilesinde kopukluk olduğu ve davacının çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın  kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince TEMYİZ EDİLMİŞTİR.

Dava, çekteki ciro imzasının sahte olduğu iddiasıyla açılan menfi TESPİT DAVASIDIR.

Davacı davaya konu çekin lehdarı olan S.O.’ın çekin arkasındaki cirosunun sahte olduğunu BEYAN ETMİŞTİR.  Bu durumda dava dışı Sibel Oruçhan’ın davaya konu çekten dolayı sorumlu tutulması mümkün olmasa bile TTK’nun 589 uncu maddesinde düzenlenen imzaların istiklali ilkesi gereğince çekin keşidecisi  olan ve imzası hakkında tartışma olmayan davacı şirketin davaya konu çekten dolayı mahkemece sorumlu tutulmaması usul ve yasaya UYGUN DEĞİLDİR. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR…) gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki KARARDA DİRENİLMİŞTİR.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Dava, takibe konu çekteki ilk cironun lehdara ait olmaması nedeniyle davacı keşideci tarafından açılan menfi tespit İSTEMİNE İLİŞKİNDİR.

YEREL MAHKEMECE davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle BOZULMUŞTUR. YEREL MAHKEMECE önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme KARARI VERİLMİŞTİR. Direnme kararını davalı vekili TEMYİZE GETİRMİŞTİR.

Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; davaya ve takibe konu çekteki lehtar imzasının sahte olması halinde ciro yoluyla hamil davalının yetkili hamil olup olmadığı buradan varılacak sonuca göre keşideci davacının hamile karşı sorumluluktan kurtulup kurtulamayacağı  NOKTASINDA TOPLANMAKTADIR.

Hemen belirtilmelidir ki, Bursa 3. İcra Müdürlüğü’nün 2012/905  sayılı dosyasında; alacaklı E. G. vekili tarafından 02.02.2012 tarihinde borçlular (1-..j Ecza Deposu San. ve Tic.Ltd.Şti., 2-S.O., 3-İ. C., 4-M. C.) hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibinde; 9.378,72TL asıl alacağın, 24,66 işlemiş avans faizi, 468,94 TL çek tazminatı, 28,14 TL %0.3 komisyon ile 9.900,46 toplam alacağın  TAHSİLİ İSTENİLMİŞTİR. Borcun sebebi olarak “27.01.2012 tarihli 9.378,72 TL bedelli çek” gösterilmiştir.

Takibe ve eldeki davaya konu yapılan çek keşidecisi davacı.. Ecza Deposu San. ve Tic.Ltd.Şti.; lehtarı dava dışı Sibel Oruçhan, senedin sırasıyla ilk cirantası lehtar, ondan sonraki cirantaları sırasıyla İ.C., M. C. ile çekin hamili davalı E. G.’dür.

Dava dışı lehtar S. O. aleyhine girişilen icra takibi üzerine Bursa 1.İcra (Hukuk) Mahkemesinin  26.06.2012 tarih E: 2012/61, K: 2012/296 sayılı dosyasında çekteki lehtar Sibel Oruçhan imzasının sahte olduğu ve bu nedenle imzaya itirazın kabulüyle Sibel Oruçhan yönünden takibin iptaline KARAR VERİLMİŞTİR.

Öte yandan, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası ÜZERİNE KURULMUŞTUR. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK’ nın 778, eTTK. 690, 730).

6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK.nun 730) maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK.nun589) maddesi uyarınca  ”bir poliçe, poliçeyle borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın BULUNMASI YETERLİDİR. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK’nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini KABUL ETMİŞTİR. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının DEVAM ETMESİDİR. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142;  Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd;  Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd- s.286; YARGITAY 11.HD.3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı;  Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd.)
.
6102 sayılı TTK’nun  686/1. (eTTK 598) maddesi ; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta YAZILMAMIŞ HÜKMÜNDEDİR. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciroyla iktisap etmiş sayılır”. HÜKMÜNÜ İÇERMEKTEDİR.

Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı mülga TTK’nın 589 uncu maddesi hükmü gereğince; ticari senetteki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından  yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; YARGITAY Uygulaması Işığında Ticari  Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363).

Yine 6102 sayılı TTK’nun  Kanunun 710/3. (e.622/3)  maddesi uyarınca; “Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”.

Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çekte davacı keşideci durumunda olup, davalı senede ciro yoluyla HAMİL OLMUŞTUR. Görünüşe göre ilk ciro, çekin lehtarı durumundaki S.O. imzasıyla YAPILMIŞTIR. Davacı keşideci, kendi imzasını İNKAR ETMEMEKTEDİR. Çek metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk  bulunmamaktadır. Mahkemece, davalılardan lehtar S. O.’ın yerine sahte imza atılarak senedin tedavüle sokulduğunun Bursa 1. İcra (Hukuk)Mahkemesi tarafından alınan raporla belirlendiği kabul edilmişse de yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında bu durum davacı keşideciyi sorumluluktan kurtarmaz. Yerel mahkemenin, icra (hukuk) mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda dava ve takip konusu çekte bulunan lehtara atfen atılı bulunan imzanın dava dışı lehtarın eli ürünü olmadığı tespit  edilerek takibin iptaline karar verildiği, davalı vekilinin 21.02.2013  günlü oturumda imzanın  lehtara ait olmadığı yönündeki tespite bir diyeceği olmadığı şeklindeki beyanı ve yeniden inceleme talebi bulunmaması nedeniyle imzanın sahteliğinin herkese karşı ileri sürülebileceği, imzanın sahte olmasının ciro silsilesini bozduğu, davalının ancak kendisinden önceki cirantalara başvurabileceği davacı keşidecinin  çek bedelini lehtara ödediği, ciro silsilesindeki kopukluk nedeniyle davacının borçlu olduğunun kabul edilemeyeceği yolundaki gerekçesi de kambiyo hukuku ilkelerine UYGUN DÜŞMEMEKTEDİR. Her ne kadar davacı keşideci, lehtara ödeme yaptığını iddia etmiş, buna ilişkin ödeme belgesi sunmuş ise de keşideciyle lehtar arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötüniyetli olduğunun KANITLANMASI GEREKİR. Aksi takdirde keşideciyle lehtar arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’iler müracaatta bulunan iyiniyetli hamile karşı  ileri sürülemez (6102 sayılı TTK. m. 687). Somut olayda, hamil E.G.’ün  çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil OLDUĞU KANITLANAMAMIŞTIR. O halde davacı keşideci, lehtara ödeme yaptığına ilişkin şahsi def’iyi  davalıya karşı ileri süremez.

Bu durumda takibe ve eldeki davaya konu dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çek lehtarının ilk cirosunun sahte oluşu, ondan sonraki İ. C. ve M. C. adındaki davalı cirantaların bulunması, bedelinin lehtara ödendiği sabit olan çekin, davalı hamil tarafından lehtarın ilk cirosunun sahte olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği dolayısıyla, davalı hamil E. G.’ün çeki iyiniyetle iktisap ettiğinin kabulüyle çekte lehtar imzasının sahteliği ve bedelinin lehtara ödendiğine ilişkin şahsi def’iyi davacı keşidecinin, çek hamili davalıya karşı ileri sürerek, borçtan kurtulamayacağının KABULÜ GEREKİR.

Mahkemece, belirtilen  bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.

Hukuk Genel Kurulunca da yukarıda açıklanan ilave nedenlerle benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, menfi tespit davasının kabulüne yönelik önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya UYGUN GEREKİR.

SONUÇ: Davalı  vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı BOZULMASINA,  istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 09.03.2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.

 

 

Bir önceki yazımız olan OLAĞANÜSTÜ HALDE YARGI GÖREVİ VE USUL başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.