Archives: Mayıs 2018

Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. 4721 sayılı TMK’nın 705/2 maddesinde “ Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla 4721 sayılı TMK’nın 705/2. maddesi uyarınca tapu kaydının iptaline ilişkin davaların kesinleştiği tarih itibariyle tapu malikinin mülkiyet hakkı son bulduğundan bu tarih itibariyle zarar oluşmuş olup tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının infaz edilmemiş olması sonuca etkili değildir. Davacının kayden paylı mülkiyet üzere maliki olduğu taşınmazın 30.610m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kaydı kıyıda kaldığı gerekçesiyle mahkeme ilamıyla iptal edilmiş olup, anılan taşınmaza ilişkin hüküm eldeki dava açılmadan önce kesinleşmiştir. Bu durumda tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihte davacının zararı oluştuğundan mahkemece işin esası hakkında inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken tapunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediği, tapu kaydının halen davacı adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün YARGITAYca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Devamını Oku..

Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit sabit olması gerekir. Oysa tanıkların sözlerinin bir kısmı duyduklarını aktarmaktan ibaret olduğu gibi, bir kısmı ise Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, sebep ile saiki belli olmayan, yoruma dayalı ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve nafakaların miktarları yönünden, davalı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, reddedilen maddi, manevi tazminatlar ve nafakaların miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Devamını Oku..

Kat Mülkiyeti Kanununun 16. maddesi gereğince kat malikleri anataşınmazın bütün ortak yerlerinde ortak mülkiyet hükümlerine göre paydaştırlar. Kanunun öngördüğü ortak mülkiyet kuralları doğrultusunda bir paydaş intifadan men edilmedikçe, diğer paydaşlara ecrimisil ödemekle yükümlü tutulamaz. İntifadan men edilme halinin varlığının kabulü için, ortak yeri işgal edip tekeline alan paydaşa, diğer paydaşların kendi paylarından yararlanma isteklerini bildirmiş olmaları gerekir. Paydaşlar arasında ecrimisil isteme hakkı ancak böyle bir bildirimden sonraki dönem için doğar ve buna karşın şagil ortak yerdeki haksız işgale son vermiş ise hakkında istenecek ecrimisilin başlangıcı bu bildirim (uyarı) tarihine göre belirlenir. Somut olayda mahkemece dava konusu alanın anayapının ortak alanı olup olmadığı, dosyasındaki yer ile dava konusu alanın aynı olup olmadığı; aynı ise intifadan men koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmemiştir. Mahkemece değinilen hususlar gözönünde tutularak ortak yeri haksız işgal ettikleri ileri sürülen davalı yana davacı tarafından yapılan bildirim günü saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün YARGITAYca incelenmesi davacı ve davalı Arzu Ekşi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Devamını Oku..

Davacı, dava dilekçesinde ayrıca taşınmazın aile konutu olduğunun tespitini de istemiştir. Başlangıçta alınan başvuru harcı bu talebi de kapsar. Ancak bu talebe ilişkin peşin karar harcı yatırılmamıştır. Bu istekle ilgili olarak, maktu peşin harç eksikliğinin tamamlanması için davacıya süre verilmesi (Harçlar Kanunu m.30-32) ve sonucuna göre bu taleple ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Devamını Oku..