Archives: Mayıs 2015

dugunedit.jpgErzurum Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi, resmi nikâhtan önce dini tören yapan sanık çiftin davasıyla ilgili olarak, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı 230’uncu maddesinin 5 ve 6’ncı fıkraların iptali için geçen yıl Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

 

AYM, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili başvuruyu önceki gün gündemine aldı ve esastan görüştü. AYM  Genel Kurulu, hapis cezasını oyçokluğu ile iptal etti.

Devamını Oku..

yargıtayKişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunda; sanığın özel bir bankanın genel müdürlüğü bünyesinde inşaat proje sorumlusu, müştekinin ise aynı birimde inşaat birim müdürü olarak çalıştığı, sanığın, müştekinin kendisi hakkında performans değerlendirmesi için odasında müdür yardımcısının da katılımıyla yaptığı aleni olmayan toplantıda konuşulanları, diğerlerinin rızası olmaksızın cep telefonu ile kayda alarak toplantıda müştekinin kendisine hakaret ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığında şikayetçi olması şeklinde gelişen olayda; sanığın birim müdürü olarak çalışmaya başlayan müştekinin göreve başladığı günden bu yana kendisine karşı negatif bir tutum içerisinde olduğu, daha önce iş ortamında kendisine sözlü olarak hakaret ettiği, toplu ortamlarda kendisine karşı rencide edici ve küçük düşürücü tavırlar sergilediği, yaklaşık 1 ay önce hakkında haksız yere soruşturma başlattığı, olay günü de, performans değerlendirme toplantısında kendisine hakaret içerikli sözler söylemesi nedeniyle üzerindeki cep telefonu ile gizlice kayıt yaptığı, eylemi başka türlü ispat etmesinin mümkün olmadığı yönündeki savunması ile bu savunmayı doğrulayan bilirkişi raporuna göre, sanığın başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken toplantıda kendisine yönelik hakaret içerikli konuşmayı kayda aldığı, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiş, gerekçede her ne kadar, atılı suçta failin aleni olmayan konuşmanın tarafı olmayan herhangi bir kişi olması gerektiğinden sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı belirtilerek sanığın beraatine karar verilmiş ise de, gerekçesi yanlış olan hükmün, sonucu itibariyle doğru olduğu anlaşılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Devamını Oku..

142540 Yoldan otopark parası  alamazsınız.

Cadde ve sokakların belediyeler tarafından ücretli otopark ilan edilerek kiraya verilmesini yargıya taşıyan Burdur Tüketicileri Koruma Derneği’ni haklı bulan Danıştay, “yolların amacına uygun olarak kullanılmasını olumsuz yönde etkileyeceği” gerekçesiyle düzenlemeyi iptal etti.

Ülke genelindeki benzeri uygulamalara emsal nitelikteki kararla ilgili açıklama yapan davayı açan derneğin başkanı Kemal Arslan, kişi ve kuruluşların talep etmeleri halinde ellerindeki bilgi ve belgeleri paylaşabileceklerini söyledi.

BELEDİYE CADDE VE SOKAKLARI OTOPARK OLARAK KİRALADI

Burdur Hasta ve Tüketicileri Koruma Derneği (BURTUKODER), dönemin Burdur Belediyesi’nin 8 Nisan 2010 tarihinde aldığı kararla kent merkezindeki bazı caddelerin ücretli otopark ilan edilip kiraya verilmesini öngöre düzenlemenin iptali istemiyle Isparta İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Ancak Mahkeme derneğin bu talebini reddetti. Mahkemenin red kararını temyiz eden derneği haklı bulan Danıştay 8. Dairesi, Burdur’daki kimi caddelerin ücretli otopark olarak tahsis edilmesinin yolunu açan belediye kararını, “yolların asıl amacına uygun olarak kullanılmasını olumsuz yönde etkileyeceği” gerekçesiyle iptal etti.

Devamını Oku..

Adli sicil Türkiye’de  25 Nisan 1917 tarihli Sicil-i Adli Nizamnamesi ile kurulmuş, daha sonra 6 Eylül 1944 tarihli ve 4664 sayılı Adli Sicil Kanunu çıkarılmıştır. Daha sonra mevcut eksikliklerin giderilmesi amacıyla 29 Kasım 1990 tarihli ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu yürürlüğe girmiştir.

5237 sayılı TCK’nun kabulüyle 765 sayılı TCK’nun dan farklı bir yaptırım rejimi benimsenmiştir. Bu sistemde, ceza hukuku yaptırımı olarak ceza ve güvenlik tedbiri ayırımına yer verilmiştir. Cezalar, hapis ve adli para cezası olarak bir ayırıma tabi tutulmuştur. Böylece, 765 sayılı Kanunda benimsenen asli ceza ve fer’i ceza ayırımı ve bu kanundan farklı olarak, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı olarak kişiyi ömür boyu belli haklardan yoksun bırakacak yaptırım sistemi terkedilmiştir.

22.11.1990 tarihli ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun da 5237 sayılı TCK’nun da benimsenen bu yaptırım sistemine uyumunu sağlamaya yönelik olarak değiştirilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle 22.11.1990 tarihli ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun yerine yeni Türk Ceza Kanununda benimsenen bu yaptırım sistemine uyumunu sağlamaya yönelik olarak 31.05.2005 tarih ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu kabul edilmiştir.

Devamını Oku..