Author Archives: admin

 

Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan işkolu tespitine itiraz istemine ilişkindir. Somut olayda, işveren tarafından, dava, sadece Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yöneltilmiş, mahkemece de, tespit kararından etkilenecek sendikalara davanın yöneltilmesi sağlanmamıştır. İşkolu tespitine itiraz davasının, dava sonucunda verilecek karardan etkilenecek olan sendikalara da yöneltilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, davacının, bakanlık tarafından dava konusu işyerinin girdiği işkolu olarak tespit edilen “Gemi Yapımı ve Deniz Taşımacılığı, Ardiye ve Antrepoculuk” işkolunda kurulu sendikalara davayı yöneltmesinin sağlanması ve bundan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Devamını Oku..

 

 Kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilerek verilen ilk hükmün yalnız sanık müdafii tarafından temyiz edilip özel Dairece lehe bozulmasından sonra, 10 ay hapis ve 375 Lira adli para cezası şeklindeki açıklanması geri bırakılan ikinci hükmün, sanığın, denetim süresi içinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle CMK’nin 231/11. maddesi uyarınca açıklanması sırasında “cezayı aleyhe değiştirme” yasağı gözetilerek infazın ilk hükümdeki adli para cezası üzerinden yapılması gerektiği belirtilmeden sanığın hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizdir.

Devamını Oku..

 

 Somut olayda, davacı vekili müvekkilinin mevsimlik işçilikte geçen hizmet süresi de dikkate alınmak sureti ile derece ve kademesinin tespitine ve buna bağlı olarak fark ücret, ilave tediye, ikramiye ve yıpranma primi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği ancak her bir alacak için talep ettiği miktarı belirtmediği gibi alınan bilirkişi raporu sonrasında ibraz ettiği ıslah dilekçesinde de alacak miktarlarını açıklamadığı, buna karşın davalının ıslaha karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi için alınan ek bilirkişi raporunda denetime uygun olmayan şekilde bir kısım alacakların zamanaşımına uğradığı kabul edilerek alacakların hesaplandığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca Mahkemece öncelikle davacı vekilinden her bir alacak için ne miktar talepte bulunduğu hususu açıklattırılarak davalının ıslah karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi amacıyla denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmelidir.

Devamını Oku..

 

 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde “sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller” gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hakimin ispat yükü kendisine düşen tarafa “yemin teklifinde bulunma hakkı”nı hatırlatamayacağı hususundadır.

Devamını Oku..

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım borçlusunun yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle bu sözleşmeye karşılık devrettiği taşınmazın tapusunun iptalini isteyen bakım alacaklısı tarafından açılan davada, bakım ve süresine ilişkin olarak dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilip, hangi tanığın anlatımına hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklandıktan ve bakım akdinin sürdürülememe-sinin kimin kusurundan kaynaklandığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Devamını Oku..

 

Sigortalının iş kazası ya da meslek hastalığına uğramasına birden çok şahsın birlikte kusurlarıyla sebep olmaları halinde, 818 sayılı Yasa’nın 50 ve 51. maddeleri gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte mesuliyetlerinin bulunduğu ve 146. maddeye göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak üzere, her bir borçlu bakımından kusurlarına tekabül eden miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmesi, bu kişilerin işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenden talep edilebilecek gerçek zarar aşılmamak kaydıyla, işverenin müteselsilen mesul olacağı tutarın, 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın, üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar ile toplamı kadar olması, yasa koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı* sınırlaması karşısında, üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu olacağı tutarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yansı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı neticesi elde edilecek miktar kadar olması gerektiği nazara alınmalıdır.

Devamını Oku..

 

 Dava konusu taşınmazların bulunduğu yer ve özellikleri gözönünde bulundurulduğunda, objektif değer arttırıcı unsur oranının % 80 olacağı gözetilmeden, daha düşük alınarak yazılı şekilde eksik bedele hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Taraflar arasındaki 4650 s. Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda:

Devamını Oku..

 

Dosya kapsamından, taraflar arasında düzenlenen vekalet sözleşmesi uyarınca ödenmeyen avukatlık ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talep edilmektedir. Davanın yukarıda belirtilen niteliği ve tarafların yargılama sırasındaki iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, Davacının 6502 sayılı Kanunda belirtilen “Tüketici” tanımına girdiği anlaşılmakla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

Devamını Oku..

 

Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde belirtilen sorumluluk, kusursuz sorumluluk olup, sorumluluktan kurtulmak için, nedensellik bağının kesilebilecek türden zarar görenin ya da üçüncü bir şahsın ağır kusurunun veya zararlandırıcı neticenin meydana gelmesinde öngörülmeyen bir durumun bulunduğunun kanıtlanması gerektiği gözetilmelidir.Davacı vekili, müvekkilinin kereste ticareti yaptığını, dava dışı Ç… Mad. Yay. İnş. Tur. Org. San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti’nin müvekkilinden kereste satın aldığını, bunun karşılığında D… A.Ş. A… Şubesinin 10.8.2009

Devamını Oku..

 

Somut olayda borçlu kurum, 5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelin 67. sırasında özel bütçeli idareler arasında sayılmış olup malları İİK’nun 82/1-1. maddesine göre devlet malı niteliğinde olduğundan haczedilemez. Bu nedenle icra müdürünün işlemi yerinde olup, mahkemece alacaklının şikayetinin reddi yerine kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup,

Devamını Oku..

 

 Taraflar arasındaki sözleşme bir yıllık sürelerle yenilenmiş olup, geçerliliğini sürdürmekte olan kira sözleşmesindeki kira artış oranı belirlenebilir ve hesap edilebilir şekilde belirtilmiş olduğundan, uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Sözleşmedeki TEFE oranındaki artış şartı, TEFE kaldırılmakla artış oranı TÜİK’in yayınladığı yurtiçi üretici fiyat endeksinin 12 aylık ortalamasına göre belirleneceğinden, takip tarihinden geriye doğru beş yıllık kira farkının belirlenmesi için dosya üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alınacak rapora göre itirazın kaldırılması gereken kira farkı miktarı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Devamını Oku..

 

Taraflar arasındaki imzaya itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 4.İcra Hukuk Mahkemesince imzaya itirazın kabulüne dair verilen 24.08.2006 gün ve 2006/244-1023 sayılı kararın incelenmesi davalı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, YARGITAY 12.Hukuk Dairesince önce onanmış; davalı/alacaklı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine YARGITAY 12.Hukuk Dairesinin 08.05.2007 gün ve 2007/6841-9211 sayılı ilamı ile; (“…1- İşin, niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK.nun 366 ncı maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;

Devamını Oku..

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin ayıplı ifası nedeniyle rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki kesinleşip icraya konu edilen mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile, davalı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtın ayıplı olduğu ve bu ayıbın da gizli nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibi, gizli ayıbın varlığını, konut satışında bulunduğu dava dışı Nasır Karaca’nın dosyasında yaptırdığı delil tesbiti sonucunda alınan bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edildiği 09.11.2009 tarihinde öğrenmiştir.

Devamını Oku..

 

 Açık cezaevindeki hükümlünün cep telefonu cezası kaldırıldı. Manisa’nın Salihli Açık Cezaevi’nde hükümlü bulunduğu sırada, üniversite sınavına başvuru için ÖSYM bürosuna götürüldüğünde üzerinde cep telefonu bulununca hakkında tutanak tutulan R..’ın, 11 gün hücre hapsine çarptırıldığı kararı, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi ‘üniversite binası cezaevi infaz kurumu değildir’ Nitelikli yağma suçundan Salihli Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan R..’ın, cep telefonu bulundurmak eylemi nedeniyle 5275 sayılı

Devamını Oku..

 

Davacı-davalı erkeğin, eşinin hastalığı ile ilgilenmemesi davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı oluşturur. O halde davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminat (TMKm.174/2) takdiri gerekir.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Devamını Oku..