Blog

Somut olayda, davalı işyerinde müşteri temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 06.06.2013-21.06.2013 tarihleri arasında tutulan tutanaklara istinaden 4857 sayılı Kanun’un 25/2. maddesi gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş ise de; davacı hakkında 06.06.2013 tarihinden 21.06.2013 tarihine kadar çok sayıda çağrı karşılama görevini yapmama ve anlık eğitim tuşlaması yapma içerikli tutanaklar tanzim edilmiş olup, işçinin bu davranışları iş akışını bozucu niteliktedir ve delil durumuna göre işyerinde olumsuzluk meydana getirmiştir. Artık işverenden iyi niyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli sebeple feshedildiğinin kabulü gerekir.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi C. Sarı İyisan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı işçi, Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.’nin alt işveren olarak gözüktüğü Ankara İl Türk Telekom Operatörlü Çağrı Merkezi işyerinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin asıl ve gerçek işveren olduğunun yargı kararlarıyla belirlendiğini ve iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatla boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmesini TALEP ETMİŞTİR.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı Türk Telekomünikasyon A.Ş., davalı şirketle davacı arasında işçi- işveren ilişkisi bulunmadığını ve davacının işvereninin diğer davalı Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. olduğunu savunarak, davanın REDDİNİ İSTEMİŞTİR.

Davalı Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş., davacının iş sözleşmesinin hakkında tutulan tutanaklara istinaden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesi gereğince haklı sebeple feshedildiğini savunarak, davanın REDDİNİ İSTEMİŞTİR.

Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacı işçinin Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. işyerindeki işine iadesine KARAR VERİLMİŞTİR.

Temyiz:

Kararı davacı ve davalılar vekilleri TEMYİZ ETMİŞTİR.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,

2- Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve DEVAMI MADDELERİDİR.

4857 s. Kanun’un 18 inci maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe DAYANMAK ZORUNADIR.

4857 s. Kanun’un 18 inci maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye AYKIRI DAVRANIŞLARIDIR. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.

4857 s. Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü İŞVERENE AİTTİR. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını İSPATLA YÜKÜMLÜDÜR.

Somut olayda, davalı işyerinde müşteri temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 06.06.2013-21.06.2013 tarihleri arasında tutulan tutanaklara istinaden 4857 s. Kanun’un 25/2 nci maddesi gereğince FESHEDİLDİĞİ ANLAŞILMAKTADIR. Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş ise de; davacı hakkında 06.06.2013 tarihinden 21.06.2013 tarihine kadar çok sayıda çağrı karşılama görevini yapmama ve anlık eğitim tuşlaması yapma içerikli tutanaklar tanzim edilmiş olup, işçinin bu davranışları iş akışını bozucu niteliktedir ve delil durumuna göre işyerinde olumsuzluk MEYDANA GETİRMİŞTİR. Artık işverenden iyi niyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesi beklenemez. Fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli sebeple feshedildiğinin KABULÜ GEREKİR. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.

Belirtilen sebeplerle 4857 s. Kanun’un 20. maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar VERİLMESİ GEREKMİŞTİR.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davanın REDDİNE,

3- Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 7,10 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı ve dahili davalıya ait yargılama gideri olmadığının tespitine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

6-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili taraflara iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.04.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

 

Bir önceki yazımız olan KISMİ KAMULAŞTIRMA başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.