Blog

 

unalhukukaskerlik2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılara askerlik yaptıkları süreyi borçlanma imkanı getiren yasal düzenleme, 25.08.1999 tarihli 4447 sayılı Kanunun 43. maddesiyle 2926 sayılı eklenen Ek 2. madde ile getirilmiştir. Devletin, vatandaşları karşısındaki sosyal ve ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla oluşturduğu yeni yasal düzenlemelerin, sosyal güvenlik yasalarıyla sağlanan yardımlardan yararlanmayı kolaylaştırması, bu politikalar gereğince oluşan Kurum giderlerinin, kusurlu eylem tarihi itibariyle kurum zararına yol açmamış olan kişilere rücu edilmesi, hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesini ve hukuksal kuralların öngörülebilirliği gereğine ilişkin ilkenin ihlaline yol açacaktır. Açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, sonradan yürürlüğe giren kanun uyarınca haksahibine tanınan haklar nedeniyle, zararlandırıcı sigorta olayında kusurlu bulunan davalının tazmin sorumluluğu yoluna gidilmesi mümkün olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekir.

Davalının tam kusurlu olarak neden olduğu 20.10.1994 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden 2926 s. Kanun kapsamında sigortalı Ali Gökdemir’in ölüm tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanması için (3 tam yıl) yeterli olmayan 2 yıl 5 ay 19 gün hizmetinin prim borçlarını ve askerlik süresi borçlanma primini ödeyen haksahibine 01.02.2012 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının ilk peşin sermaye değerinin rücuan tazmini isteminin kabulüne KARAR VERİLMİŞTİR.

2926 s. Kanun kapsamındaki sigortalılara askerlik yaptıkları süreyi borçlanma imkanı getiren yasal düzenleme, 25.08.1999 tarihli 4447 s. Kanunun 43 üncü maddesiyle 2926 sayılı eklenen Ek 2 nci maddeyle GETİRİLMİŞTİR.

“Anayasa’nın 2 nci maddesiyle benimsenen hukuk devleti, bütün faaliyetlerinde hukukun egemen OLDUĞU DEVLETTİR. Bu devlette hukuk güvenliğini sağlayan bir düzen KURULMASI ASILDIR. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi ise vazgeçilmez TEMEL ÖĞELERDENDİR. Devletin yaptığı düzenlemelerde haksız bir edinime yol açılması ve kişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez” (Anayasa Mahkemesi, 23.11.2006 t., 2003/10 E, 2006/106 K). Hukuk kurallarındaki değişikliklerin toplumsal gereksinimleri karşılarken, değişiklik tarihine kadar oluşmuş hukuksal durum ve İSTİKRARI ZEDELEMEMELİDİR.

Devletin, vatandaşları karşısındaki sosyal ve ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla oluşturduğu yeni yasal düzenlemelerin, sosyal güvenlik yasalarıyla sağlanan yardımlardan yararlanmayı kolaylaştırması, bu politikalar gereğince oluşan Kurum giderlerinin, kusurlu eylem tarihi itibariyle kurum zararına yol açmamış olan kişilere rücu edilmesi, hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesini ve hukuksal kuralların öngörülebilirliği gereğine ilişkin ilkenin ihlaline YOL AÇACAKTIR.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, sonradan yürürlüğe giren kanun uyarınca haksahibine tanınan haklar nedeniyle, zararlandırıcı sigorta olayında kusurlu bulunan davalının tazmin sorumluluğu yoluna gidilmesi mümkün olmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup BOZMA NEDENİDİR.

O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve HÜKÜM BOZULMALIDIR.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 07.04.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.

Yargıtay
10. Hukuk Dairesi

Esas : 2015/779
Karar : 2015/6627
Tarih : 07.04.2015

Bir önceki yazımız olan İŞ KAZASI başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.